Cinsel istismarı okulda verilen eğitim ortaya çıkardı

16.7.18
Cinsel istismarı okulda verilen eğitim ortaya çıkardı

Sancaktepe Sarıgazi'de yaşanan iki ayrı çocuk istismarı vakası okulda verilen cinsel eğitimle ortaya çıktı. Olay cinsel eğitimin önemini bir kez daha hatırlattı.
Evrensel Gazetesi’nden Gizem Örnek ve Elvan Başkala’nın haberine göre, İstanbul Sarıgazi’de haziran ayı başlarında yaşanan bir çocuk istismarı vakası çocuklara okullarda cinsel eğitim verilmesinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

11 yaşında bir kız çocuğu okulunda öğrencilere verilen cinsel istismar konulu seminerin ardından, 2 yıldır amcası tarafından taciz edildiğini fark etti ve durumu rehberlik öğretmenine anlattı. Rehber öğretmenin aile ile görüşmesinin ardından 11 yaşındaki çocuğun 15 yaşındaki ablasının da küçükken aynı kişi tarafından istismar edildiği ortaya çıktı.

Rehber öğretmenin ve ailenin başlattığı süreç sonucunda, yeğenlerini istismar ettiği ortaya çıkan amca tutuklandı. Öte yandan aynı okulda istismara uğrayan 8 çocuğun daha olduğu iddia ediliyor.

ANNE BABA DA ÖĞRETMENDEN ÖĞRENDİ
Okulunda düzenlenen cinsel istismar konulu seminerden sonra okul bahçesinde arkadaşıyla konuşan 11 yaşındaki çocuk, arkadaşına amcasının kendisini taciz ettiğini ve bunun yaklaşık iki yıldır devam ettiğini anlatıyor. Daha önce kendisi de istismara uğramış olan arkadaşı durumu hemen rehber öğretmenine bildiriyor. Rehber öğretmen, bir taraftan hemen çocukla görüşmeler yapıp olayı açıklığa kavuştururken bir yandan da yasal sürecin başlatılması için müdürle görüşüyor. Öğretmenin çocuğun annesini okula çağırmasının ardından kızıyla konuşan anne, çocuğundan istismara uğradığını ilk kez o gün dinliyor. “Kızlarımla her şeyi konuşurduk” diyen anne, kızıyla konuşmalarını şöyle anlatıyor: “Kızım ‘Size söyleyemediğim bir şey var, onu öğretmenime anlattım. Amcam beni taciz ediyor’ dedi. Aslında evde sürekli kızlarımla konuşur, istismar konusunda onları bilinçlendirmeye çalışır, özel bölgelerini anlatırdım. Aramızda pek gizli saklı şeyler olmazdı. Bana anlatmamasına şaşırdım. İlk önce anlattıklarından da emin olamadım. Ama sonra hemen kızımın arkasında durmaya karar verdim.”

Baba da yaşananları öğretmenden öğreniyor ve amca ile yüz yüze geliyor. 43 yaşında, 2 yaşında bir çocuğu olan amca, babayı mahcup bir şekilde karşılıyor ama çocuğun anlattıklarını inkar ediyor ve asla böyle bir şey yapmadığını, çocukları kendi kızları gibi sevdiğini söylüyor.

ABLA DA 7 YAŞINDAYKEN İSTİSMARA UĞRAMIŞ
Bu sırada 15 yaşındaki abla da olayı öğreniyor ancak o anne ve babasının gösterdiği şaşkınlığı göstermiyor. Ablanın olayı öğrendikten sonra içine kapanması ve hiç şaşırmaması nedeniyle aile, onun da istismara uğramış olma ihtimali üzerinde duruyor. Psikolog ve avukatla yaptığı görüşmelerden sonra abla da aynı kişi tarafından 7 yaşlarındayken istismar edildiğini anlatıyor.

Okul yönetiminin başvurusu üzerine çocuk ve aile, çocuk izlem merkezine (ÇİM) götürülüyor ve çocuğun psikolog eşliğinde ifadesi alınıyor. Ardından da amca karakola çağrılıp ifadesinin alınmasının ardından tutuklanıyor. Tüm bunlar olayın ortaya çıkmasının üzerinden 1 hafta geçmeden gerçekleşiyor. Sürecin bu kadar hızlı işlemesi elbette çocuk için oldukça faydalı. Aile de hızlı davranarak amca ve diğer aile üyelerinin de yaşadığı apartmandan ve semtten taşınarak çocuklarını ortamdan uzaklaştırıyor. Bu sırada aile ve kız çocukları psikologla görüşmeye de başlıyorlar.

SANIKTAN BİLİNDİK SAVUNMA: İFTİRA ATTILAR
10 Temmuz’da Kartal Anadolu Adalet Sarayı’nda görülen davada ise, ÇİM’de kamera kaydı eşliğinde ifadesi alınmış olmasına rağmen 11 yaşındaki çocuk yine de mahkemeye çağırılarak hem sanıkla karşı karşıya getiriliyor hem de yaşadıklarını tekrar tekrar anlatmak zorunda bırakılıyor.. Avukatının çabaları sonucu çocuğun ifadesi sanık salondan çıkarılarak alınıyor ve çocuğun sanıkla aynı ortamda bulunmak zorunda kaldığı süre en aza indiriliyor. Hakim karşısına çıkan amca, elinin ve ayağının sakat olduğunu, böyle bir şey yapamayacağını iddia ediyor. Kendisi aklamak için bir çok iddia gündeme getiren amca tutuklu yargılandığı için hem kendisinin hem de ailesinin mağdur edildiğini söyleyerek bir çok iddiada bulunuyor: Çocukların babasının kendisinden borç istediğini ancak vermediği için aralarında anlaşmazlık olduğunu bu nedenle kendisine iftira atıldığını iddia ediyor. Bu sırada sanığın anne babası yani çocukların babaanne ve dedesi başta olmak üzere çok sayıda akraba da “Namazında niyazında adam yapmaz öyle şey, çocuğa mı inanalım” diyerek amca lehine tanık olarak davaya müdahil oluyor. Bu durum tabii hem istismara uğrayan çocukları hem de aileyi bir kez daha yaralıyor. Duruşma, hazır olmayan tanıkların da dinlenmesi için 5 Ekim 2018’e ertelenen duruşma sonrası anne ve baba “Gereken cezayı almasını istiyoruz. Sonuna kadar kızlarımızın yanındayız. Bu süreçte davadan uzak kalmalarını, bir an önce bu olayı unutup normal hayatlarına dönmesini istiyoruz” diyor.

"SEMİNER OLMASAYDI KIZIM BELKİ DE ANLATMAYACAKTI"
Hem okul yönetiminin hem ailenin hem de süreci düzgün ve hızlı işleten adli mercilerin etkisiyle aslında süreç şimdilik oldukça iyi işletiliyor. Tüm taraflar çocuğun yararını gözeterek elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bu davada asıl önemli olan ise istismara karşı okulda verilen eğitim sonucu olayın ortaya çıkmış olması. Aynı okuldan 8 öğrencinin daha istismara uğradığının ortaya çıktığı iddia ediliyor. Eğitimin önemine vurgu yapan anne, “Kızım seminere katılmayıp, maruz kaldığı durumun kötü bir şey olduğunu anlamasaydı belki hiç öğrenemeyecektik, ablasının yaşadıkları da belki ortaya çıkmayacaktı” diyor.

EĞİTİM ÖNEMLİ AMA MEKANİZMALAR SORUNLU
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Rehber Öğretmen Meral Gülşen çocuk istismarı vakalarının önemli bir bölümünün okullarda, rehber öğretmenlerin yardımıyla ortaya çıktığına dikkat çekiyor ve bu eğitimlerin daha sistemli hale gelmesi gerektiğini vurguluyor: “Okulda verilen eğitim öğrencide farkındalık yaratıyor, en azından yaşadığı şeyi isimlendirebiliyor. Çocuk yaşadığı şeyi anlamlandıramayınca itiraz edebileceği bir şey olacağını düşünmüyor. Doğal olarak eğitim verdiğinizde bu tanım onun işini kolaylaştırıyor. Yani kötü bir şey yaşadığını, bunun itiraz etmesi gereken, yapılmaması gereken bir şey olduğunu anlıyor. Bu eğitimin mutlaka okullarda verilmesi gerekiyor ama sadece öğrencilere, çocuklara ya da gençlere değil, velilere de verilmesi gerekiyor. Hatta okulda çocuklarla ilişki içinde olan her yetişkine, kapıdaki güvenlik görevlisinden okuldaki kantin görevlisine servis şoförüne kadar hepsinin bu noktada bilgilendirilmesi gerek. Tek başına çocuğa ‘Bedenine dokundurma, dokunursa başkasına haber ver’ demek yeterli değil.

Meral Gülşen asıl olarak istismarın ortaya çıkmasından sonra işletilmesi gereken süreçle ilgili sıkıntılar olduğuna da dikkat çekiyor: “Şu an yasal anlamda devletin aldığı birçok tedbir var aslında. Ama bunların uygulanabilirliği noktasında sıkıntılar var. Bunlar ne yazık ki çoğu zaman kağıt üstünde kalabiliyor. Siz istismar bilgisini ilk verdiğiniz anda bütün mekanizmaların çocuğu koruyacak şekilde hızla başlaması gerekiyor ve tekrarlayıcı olmaması gerekiyor. Mekanizmalar ya da politikayı yürüten insanların adımları hızlı değil. Süreç yavaş ilerledikçe aile de, çocuk da geri çekilmeye başlayabiliyor. Bu ailenin de çocuğun da korunmasız bırakılması, yalnız bırakılması, soruşturma aşamasında başına geleceklerle ilgili endişe duymasına neden oluyor. Biz birçok davada bunu yaşıyoruz.”