Soygunun azmettiricisi evin büyük kızı çıktı

Suriyeli ailenin evindeki altınları çalan, evdeki anne ve küçük kızı feci şekilde darbeden zanlıların azmettiricisi evin büyük kızı çıktı!

Sancaktepe'de yaşayan Suriye uyruklu ailenin kapısını çalarak kendilerini polis olarak tanıtan 3 şahıs, evdeki anne Amina Hachasa (52) ile 11 yaşındaki Hanım Salih’i feci şekilde darbetmiş, evde bulunan altınların yanı sıra anne Amina Hachasa’nın kulağındaki küpeleri de çekip alarak kayıplara karışmıştı.

Evde yaşayan erkeklerin cuma namazında olmasını fırsat bilip, anne ile kızı etkisiz hale getiren şahısların, evden çaldıkları altınların değerinin yaklaşık 100 bin lira olduğu tespit edilmişti.

Olayın ardından Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti. Ekipler, anne ve kıza kabusu yaşatan şüphelilerin peşine düştü. Her detay titizlikle incelenerek şüphelilerden birinin Feyyaz M. (36) adında bir şahıs olduğu belirlendi. Asayiş Şube Müdürlüğü ile Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ortak çalışması sonucu, şüpheli Feyyaz M. gözaltına alındı.

[ads-post]
EVİN BÜYÜK KIZI AZMETTİRDİ

Soruşturma kapsamında Gasp Büro Amirliği, şüphelilerin telefon bilgilerinden Favvaz M.'nin, gasbedilen evin büyük kızı Nur Ahmet S. ile gönül ilişkisi olduğu tespit edildi. Favvaz M. polislere verdiği ifadesinde, Nur Ahmet S.'nin ailesinin evinde çok miktarda altın olduğunu söylediğini belirtti. Bu bilgi üzerinde Favvaz M.'nin suç ortakları Mustafa A.(21) ile Mahmut H.’nin (23) yanı sıra, ailenin büyük kızı Nur Ahmet S. de gözaltına alındı.

Şüphelilerle birlikte 1.768 dolar ile toplam 23 bin 655 bin Türk Lirası ele geçirildi.

“BİZİM EVDE ÇOK ALTIN VAR, BİR MİKTARINI ALIN”

Şüphelilerin Gasp Büro Amirliği’nde yapılan sorgularında Nur Ahmet S.’nin, sevgilisi ile evlenmeyi planladıklarını, ancak Favvaz M.'nin "Benim param yok." diyerek evlenmekten vazgeçtiğini söylediği öğrenildi.

Bunun üzerine genç kızın, "Bizim evde çok altın var. Bir miktarını alın evleniriz." diyerek onu hırsızlığa yönlendirdiği açığa çıktı.

ÖLDÜRESİYE DÖVECEĞİNİ TAHMİN ETMEDİĞİNİ SÖYLEDİ

Şüpheli Nur Ahmet S., sevgilisinin anne ve kız kardeşini öldüresiye döveceğini tahmin etmediğini söyledi.

3 şüpheli ve Nur Ahmet S., emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.

[right-side]

Samandıra Veysel Karani Metro inşaatında göçük!

Çekmeköy-Sancaktepe-Sultanbeyli arasında yapımı süren metro hattının Veysel Karani Mahallesi'ndeki inşaat alanında göçük yaşandı.

Göçük sırasında çalışan inşaat işçilerinden 1'i hayatını kaybetti diğeri yaralandı.

İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri çevrede güvenlik önlemi alırken, göçük altında kalan 2 işçi diğer işçiler tarafından kurtarılarak sağlık ekiplerine teslim edildi.

YARALILAR HASTANEYE KALDIRILDI

Arkadaşları tarafından göçükten yaralı olarak kurtarılan işçiler Ömer E. ile İsmail Ö. ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ömer E. kurtarılamadı.

[ads-post]
"DEFALARCA SÖYLEMEMİZE RAĞMEN ÖNLEM ALINMIYOR"

Mahalle sakinlerinden Emine Kaya, “Metro inşaatında göçük oluşmuş, evlerimizin balkonlarından baktığımızda sağlık ekipleri ve polisler geldi. Çalışan işçilerin can güvenliği yok ama mahalle olarak bizim de can güvenliğimiz yok. İş makineleri girip çıkıyor, defalarca söylememize rağmen hiçbir şekilde önlem alınmıyor.

Buralar toz bulutu durulmuyor, bir an evvel önlem alınması lazım. İnşaat alanı evimize çok yakın. Her dakika iş makinesi giriyor. Burada herhangi bir çocuk da ölebilirdi, bir an evvel önlem alınması lazım” diye konuştu.

[right-side]

Kulağındaki küpeyi bile çaldılar

Suriyeli anne ve kızına kendilerini polis olarak tanıtan zanlılar, anne ve kızını dövdükten sonra evdeki ziynet eşyalarını çalarak kaçtı.

Olay Sancaktepe'de geçtiğimiz cuma günü öğle saatlerinde yaşandı. Kimliği bilinmeyen üç şüpheli, Suriye uyruklu ailenin yaşadığı üç katlı evi bir süre gözetledi. Evdeki erkeklerin Cuma namazına gitmek üzere evden ayrıldığını gören şüphelilerden biri dışarıda gözcülük yapmak için beklerken, diğer iki şüpheli ise kapıyı çaldı. Kendilerini polis olarak tanıtan şüpheliler, aileye yardım edeceklerini söyledi. Bu bahane ile içeri giren şüpheliler, anne Emina Hachasa (52) ve kızı Hanım Salih'i (11) feci şekilde dövdü. Hırsızlar evdeki yaklaşık 100 bin lira değerindeki ziynet eşyası ile darp ettikleri Emina Hachasa'nın kulağından küpeleri kopartarak kaçtı.

Çağrı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri intikal etti. Yaralılar ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Polisin soruşturması sürüyor.

[right-side]

yoksulluk bir kanserojen etkendir

Kolon kanseri ve 2 çocuk annesi Dilek Koçak (38) kansere ilişkin “Bu hastalık zengin hastalığı” diyor ve ekliyor: “Ölürsem, kızım benim kaderimi yaşayacak.”

Kübra Köklü özel haberi

Sancaktepe'de gecekonduda yaşayan kolon kanseri ve 2 çocuk annesi Dilek Koçak (38), bir buçuk aydır kemoterapi tedavisi görmediğini ve kanserin böbreğine de sıçradığı için ameliyat olamadığını söyledi. Doğum yaptıktan sonra ağrıları gerekçesiyle gittiği hastanede kanser hastası olduğunu öğrenen Koçak, “Ağrılarım nedeniyle sürekli hastaneye gidiyordum. Ancak nedenini bir türlü bulamadılar. Sonra öğrendim ki kanserim, 4. evredeymiş. Çok geç kalmışım. Makatta, akciğerde ve karaciğerde de tümör var. Şimdi de böbreğime sıçradı. Kanser olduğumu öğrendiğimde yıkıldım. Kızım Meryem, 2 yaşında. Oğlum Raif ise 8 yaşında.Evde bir tek eşim çalışıyor. O da asgari ücret alıyor. Bu eve 660 TL kira veriyoruz. Derin Yoksulluk Ağı'nın yardımları sayesinde hayatta kaldık. Erzak kolisi ve bebeğime bez ve süt aldılar. Bu hastalık zenginlik hastalığı. Çünkü her şeyi yemen ve içmen gerekiyor” diye konuştu.

“BÜTÜN İLAÇLARIMI DEVLET KARŞILAMIYOR”

“16 yaşında evlendirildim” diyen Koçak, şöyle devam etti: “Ölürsem, kızım benim kaderimi yaşayacak. Benim gibi çok erken yaşta evlendirilecek. İlk evliliğimde çok şiddet gördüm. Kaderimi değiştirebilmek için çok uğraştım ama başaramadım. Kanserin böbreğime de yayıldığını öğrendikten sonra iki çocuğumu ağrılarıma rağmen denize götürdüm. Bir sonraki gün lunaparka götürdüm. Kızım beni hatırlamaz ama oğlumun beni unutmamasını istedim. Oğluma tablet alamadığımız için derslere giremedi. Bütün ilaçlarımı devlet karşılamıyor. Bazen ilaçları karşılamakta zorlanıyoruz. Sokakta gördüğüm kadınların saçlarına çok imreniyorum. O yüzden keşke 'peruğum olsa' diyorum. Genç kızlığımdan beri en büyük hayalim havuzlu bir evde yaşamaktı. Ben bu hayallerimin gerçekleştiğini göremeden öleceğim. Çocuklarımı su parkına, havuza ve hayvanat bahçesine götürmek istiyorum. Ancak maddi durumum nedeniyle bu isteğimi gerçekleştiremiyorum.”

yoksulluk bir kanserojen etkendir
“YOKSULLUK BİR KANSEROJEN ETKENDİR”

Kanserin bilinen risk faktörlerine bir yenisi daha eklendi. Son yıllarda kanser ile ilgili araştırmalar yapan uzmanlar, yoksulluğa dikkat çekti. Dünya Sağlık Örgütü’nün, kansere ilişkin yaptığı açıklamada, 2040 yılına kadar düşük ve orta gelirli ülkelerde kanser vakalarının yüzde 81 artacağı vurgulandı. Amerikalı onkolog ve tıp araştırmacısı Dr. Samunel A. Broder’ın kanser ile ilgili hazırladığı raporlarda, “yoksulluk bir kanserojen etkendir” dediği görüldü.

Cumhuriyet Gazetesi'ne konuşan İnsan Sağlığı ve Eğitim Vakfı (İNSEV) Kurucu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, yoksulluğun kansere yakalanma riskini arttırdığını vurguladı. Kılıçaslan, “Erken tanı konulabilmesi için tarama ve sağlık hizmetlerine erişme konusu, hastalıkların ileri evrede yakalanması ve etkili tedaviye tam ulaşamama gibi sorunlar yoksullukla kanser arasında bağlantı oluşturmaktadır. Taze sebze ve meyveye ulaşma imkanı olmayan bir yoksul ev düşünün burada da kanser riski artar. ABD'de de yapılan başka çalışmalarda da yoksullarda tanı konulduğunda kanserin daha ileri evre de olduğu ortaya çıktı” diye konuştu.

Cumhuriyet Gazetesi [right-side]

Savcılıktan ilginç karar: Eşyalar kadının mülkü sayılır

4 aylık evli çiftin kavgası savcılıkta son buldu. Evi terk eden kadın yanında tabak, çanak, perde, ziynet eşyası hatta kocasının kıyafetlerini de toplayıp götürdü.

Savcılığa başvuran Metin T. ise hiç ummadığı bir cevapla karşılaştı. Savcılık, "Ziynet eşyasının sadece erkeğe ait olduğuna dair yeterli delil yok. Eşyalar genelde kadının mülkü sayılır. Kanuna göre evlilik birliği devam ederken bu tür iddialarla ilgili ceza verilmez. Savunmasının alınmasına dahi gerek görülmemiştir" diyerek dikkat çeken bir takipsizlik kararı aldı.

Sabah Gazetesi'nden Seda Nur Günaydın'ın haberine göre, İstanbul Sancaktepe'de yaşayan Metin T.,(41) işten eve geldiğinde eşi Serpil T.'yi(40) evde göremedi. Evde kendisini beklediğini düşündüğü eşini nerede olduğunu öğrenmek için aradı ancak yanıt alamadı. Bir süre bekledi fakat ne gelen ne de giden oldu.

Evi kontrol ettiğinde ise hayatının şokunu yaşadı. Eşi Serpil T.'nin altın küpe, yüzük ve bilekliğini de alıp evi terk ettiğini anladı. Eşinin yokluğunun ardından Metin T. soluğu karakolda aldı. "Benden habersiz kişisel ve ziynet eşyasını alıp kaçan eşimden şikayetçiyim" dedi.

[ads-post]
PERDELERİ BİLE ALMIŞ

Şikayet üzerine polisler kontrol amaçlı Metin ve Serpil T.çiftinin Sancaktepe'deki ikametine gitti. Adeta hırsız girmiş gibi odalar dağınık vaziyetteydi. Sadece ziynet eşyaları değil, 5 odanın perdesi yerinde yoktu. Tabak,bardak ve kaşık gibi ev gereçlerinin de yerinde yeller esiyordu. Dahası Serpil T. eşi Metin T.'nin kıyafetlerini ve kendi kişisel eşyasını da almıştı. Polis ekipleri bu durumu tutanak altına aldı.

SAVCILIKTAN ÖNEMLİ KARAR

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı da 'güveni kötüye kullanma' suçundan soruşturma başlattı. Savcılık henüz 4 aylık evli olan çiftin eşya kavgasında dikkat çeken bir karara imza attı. Serpil T.'nin evi terk ederken yanına ziynet eşyası alması nedeniyle eşi Metin T.'nin şikayetçi olduğunu ancak ziynetin sadece Metin T.'ye ait olduğuna dair yeterli delil olmadığını belirtti. Savcılık ayrıca, "Eşyalar genelde kadının mülkü sayılır. Kanuna göre evlilik birliği devam ederken bu tür iddialarla ilgili ceza verilmez. Savunmasının alınmasına dahi gerek görülmemiştir" diyerek soruşturmada takipsizlik kararı verdi.

"O ALTINLAR BENİM"

Öte yandan yeri tespit edilen Serpil T., emniyetçe alınan ifadesinde eşiyle boşanma aşamasında olduğunu söyleyerek, aile içi huzursuzluğunun devam etmesi üzerine evden ayrıldığını belirtti. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Serpil T., "Evden ayrılırken yanıma aldığım ziynet eşyaları düğünde annemin bana taktıklarıydı. O altınlar bana ait" dedi.

[right-side]

Husumetlisinin aracını benzin döküp yaktı

Samandıra'da park halindeki bir otomobil gece saatlerinde kundaklanarak yakıldı.

Sancaktepe Akpınar Mahallesi’nde Tarık Bozat’a ait 34 VS 4383 plakalı otomobilin yanına, kafasında motosiklet kaskı olan bir şüpheli yaklaştı. Şüpheli şahıs, elindeki yanıcı maddeyi otomobile dökerek ateşe verdi, ardından olay yerinden hızla kaçtı.

AĞABEYİ YANGIN TÜPÜYLE SÖNDÜRDÜ

Yanan otomobili, otomobil sahibinin ağabeyi fark etti ve yangın tüpüyle söndürdü.

Park halindeki otomobilin kundaklandığı anlar güvenlik kamerasına anbean yansırken, polis olayla ilgili çalışma başlattı.

[right-side]

Sancaktepe Belediyesi'nden üç farklı noktada aşure ikramı

Sancaktepe Belediyesi Muharrem ayı dolayısıyla sağlık çalışanlarına ve halka üç farklı noktada aşure dağıttı.

Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde kurulan alanda sağlık çalışanları ve vatandaşlar aşure ikramında bulunuldu. Dev kazanlarda yapılan aşure hastane önünde sağlık çalışanları ve vatandaşa dağıtıldı. Etkinliğe Sancaktepe Belediye Başkanı Av. Şeyma Döğücü de katılarak vatandaşla bir araya geldi. Başkan Şeyma Döğücü ile Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Yiyit de vatandaşlara aşure ikramında bulundu.

[ads-post]

Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yanı sıra Sancaktepe'de Sarıgazi Demokrasi Caddesi, Yenidoğan Dörtyol Meydanı ve Samandıra Saat Kulesi'nde de vatandaşlara aşure ikramında bulunuldu.

Etkinlikte konuşan Başkan Şeyma Döğücü, "Mübarek Muharrem ayının ilk on gününü geçirdik ve aşure gününe eriştik. Biz de ilçemizde aşurelerimizi dağıtmak için kazanlarımızı kaynattık. İlk olarak ilçemizde Şehit Profesör Doktor İlhan Varank Eğitim Araştırma Hastanemizin bahçesinde hastalarımıza ve yakınlarına dağıtarak başladık. Bundan sonra üç meydanımızda yine dağıtımlara devam edeceğiz. Muharrem ay, içinde birçok inanışı barındıran, bereketin bolluğun, kardeşliğin, huzurun ayı, kurtuluşun ayı. İnşallah ülkemize, milletimize, insanlığa hayırlar getirir duasıyla bu bereketli günü Sancaktepe halkımızla paylaşıyoruz. Bereketli olsun diyoruz. Rabbim hayırlar nasip etsin inşallah" dedi.

[right-side]
Blogger tarafından desteklenmektedir.