🇹🇷 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İşkenceci kocaya rekor ceza istemi: 75 yıl!
Sancektepe'de eşi Eda Akın'a işkence ettiği gerekçesi ile tutuklanan Mert Akın hakkında tam 7 suçtan 75 yıl 9 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Adli Tıp Raporu'nda Eda Akın'nın vücudunda basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde kemik kırıklarının bulunduğu belirtilirken, "Şüpheli Mert A., müşteki Eda Akın'a vurarak yaralamak, bıçağı defalarca ısıtıp kızgın yaralamak suretiyle eşe karşı eziyet suçunu işlediğinin kabulü gerekir" denildi. Rapor doğrultusunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucu Mert Akın hakkında, "Nitelikli yağma", "Nitelikli cinsel saldırı", "Nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "Nitelikli eşi kasten yaralama", "Eşe karşı eziyet", "Zincirleme hakaret" ve "Silahla tehdit" suçlarından iddianame düzenlendi.

İddianamenin gönderildiği İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi kabul ederek duruşma günü verdi.

[right-side][ads-post]

Tarihi Aydos Kalesi'nin 2010 yılında başlayan restorasyonu sonunda tamamlandı.
Tarihi Aydos Kalesi'nin 2010 yılında başlayan restorasyonu sonunda tamamlandı. 'İstanbul'un fethinin başladığı yer olarak' bilinen Bizans eseri tarihi kale, çevre düzenlemesinin ardından halkın ziyaretine açılacak.

Tarihçilerin Kutbu Prof. Dr. Halil İnalcık’ın ‘İstanbul’un fethinin başladığı yer’ olarak tanımladığı tarihi kalenin tüm alanında bitki raporu hazırlanarak bitki temizliği yapıldı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetiminde sur duvarları ve sur içi arkeolojik kazıları tamamlandı. Kazı yapılan alanlardan çıkan mimari yapıların röleve ve restorasyon projeleri hazırlanıp İstanbul 5 numaralı kültür varlıklarını koruma bölge kurulu tarafından onaylanarak restorasyonları gerçekleştirildi.

[ads-post]

Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin, “Burayı yeniden canlandırıp başta halkımıza sonra kültür dünyamıza büyük bir miras bırakmak istiyoruz. Doğal zenginlikler ve çevrenin korunması çok kıymetlidir. Kurulların vermiş olduğu kararlar doğrultusunda çalışmalarımızı tamamladık. Çevre düzenlemesini bitirip, halkımızın hizmetine sunmuş olacağız” dedi.

Aydos Kalesi ile ilgili tüm çalışmalarda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilgili müdürlükleri ile koordineli ve iş birliği içerisinde çalışıldı. Çalışmada oluşan maliyetin bir kısmı İstanbul Valiliği tarafından karşılandı.

[right-side]

Kaza geçiren eski sevgilisini ziyarete gitti, tacize uğradı!
Sarıgazi'de trafik kazası geçiren eski sevgilisini ziyarete giden kadın darp edilerek cinsel istismara uğradı.

Trafik kazası geçiren F.A, kendisine 'geçmiş olsun' demek için bir kafede buluştuğu G.A. (27) adlı eski sevgilisini darp ettikten sonra cinsel saldırı gerçekleştirdi. Bununla yetinmeyen F.A, "Burada yaşananları ailem ve sevdiğim kız duyarsa bundan sonra benden kork, ölümün benim elimden olur" diyerek tehdit etti.

Sarıgazi'deki bir kafede buluşan şüpheli F.A. ve mağdur G.A. arasında bilinmeyen bir nedenle tartışma başladı. Tartışma sırasında G.A'ya tokat atan F.A'yı arayan giren Emre A. adlı arkadaşı durdurdu. Ancak G.A, F.A ve Emre A'nın birlikte bindikleri araçta da tartışma devam etti. G.A'yı eve bırakacağını söyleyerek Emre A'yı araçtan indiren F.A, genç kadına cinsel istismarda bulundu. F.A. karşı koyan kadını darp ederek bayılttıktan sonra cinsel saldırı gerçekleştirdi.

[ads-post]
DARP, CİNSEL SALDIRI, TEHDİT…

Cinsel saldırının ardından genç kadını tehdit eden F.A. "Burada yaşananları ailem ve sevdiğim kız duyarsa bundan sonra benden kork, ölümün benim elimden olur." Dedi ve araçtan inmek isteyen G.A'nın arabadan inmesine de engel oldu.

Genç kadının şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada ifadesi alınan şüpheli F.A. tüm suçlamaları reddederken, Emre A'dan alınan ifade ile G.A'nın ifadelerinin tutarlı olması dikkat çekti.

Savcılık şüphelinin 'nitelikli cinsel saldırı', 'cebir tehdit veya hile kullanarak cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından cezalandırılmasını istedi. Şüpheli ilerleyen günlerde İstanbul ağır ceza mahkemesinde hâkim karşısına çıkacak.

[right-side]

Sancaktepe’nin ilk kadın futbol takımı sahaya indi
Sarıgazispor’un yeni yönetimi ile kurulan ilçemizdeki ilk 6-15 kız futbol takımı yeşil sahaya ayak bastı. Sarıgazi Stadı’nda yapılan ilk antrenman keyifli anlara sahne oldu.

Kadın futbolunun Sancaktepe İlçesinde gelişimi açısından önemli bir yer tutan Sarıgazispor kadın futbol takımı, sabah yaptığı çalışmayla sezonun ilk antrenmanını yaptı. Saha içinde yapılan tanışma ve kısa toplantının ardından Antrenör Firdevs Kaplan nezaretinde çalışmalarına başlayan Sarıgazispor kadın futbol takımının kadrosunda 15 futbolcusu bulunuyor.

[ads-post]

İlçede ilk olan kadın futbolunun gelişimi için çaba sarf ettiklerini ifade eden antrenör Firdevs Kaplan “Yeni Kurulmamıza rağmen takımımıza yoğun bir talep var. Bizim amacımız bu talep doğrultusunda kadın futbolunda alt yapıyı sağlam tutup iyi bir temel oluşturmak. Biz bunun için kısa vadeli planlar değil sezonluk hedefler koyarak çalışıyoruz. Başarılı olmanın tek anahtarı var oda çalışmak. Şu anda on beşin üzerinde oyuncumuz var. Çok yetenekli kızlarımız var. Kadın futboluna güzel bir ilgi var. Kızlarımız çok istekliler. Kızlarımızı haftanın belirli günlerinde idmanlarla hazırlayacağız. İlerde bu emeklerinin karşılığını da alacaklarını düşünüyorum.” dedi.

[right-side] futbolamator.com

Gece boyunca ısıtılmış bıçak ile işkence edildi!
Sancaktepe'de bir kadının, kocası tarafından çocuklarının gözü önünde ısıtılmış bıçak ile işkenceye maruz bırakıldığı ortaya çıktı.

Olay, geçtiğimiz günlerde Sancaktepe'de meydana geldi. Verilen ifadeye göre, 2 çocuk annesi 23 yaşındaki Eda Akın ile 28 yaşındaki eşi Mert Akın arasında çıkan tartışma çıktı. Mert Akın, eşi Eda Akın'a iki çocuğunun önünde ısıtılmış bıçak ile işkence yaptı. Mert Akın, ardından eşi Eda Akın'dan babasının evine gitmesini istedi. Eda Akın'ın şikayeti üzerine polis ekipleri işkence yaptığı ileri sürülen kocayı yakalamak için çalışma başlattı. Vücudunda yanık izleri bulunan iki çocuk annesi Eda Akın Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi'nde tedavi altına alındı.

GECE BOYU İŞKENCE ETMİŞ!
[ads-post]
GECE BOYU İŞKENCE ETMİŞ!

İşkence mağduru Eda Akın, "2 Ekim'i 3 Ekim'e bağlayan gece oldu. Eşimle aramızda çıkan bir tartışma ile başladı ilk önce. Yumruk ve tokat atarak başladı. Sonrasında gözü döndü hırsını alamadı ve daha farklı boyutlara taşıdı. Bir ekmek bıçağı ile bıçağı ocağın üstünde ısıtıp vücudumun birçok, çeşitli yerlerine sıcak bıçağı bastırıp geri çekti. Ve bunu bütün gece uyguladı. Sonrasında sabah olduğunda önce kendisi çıktı evden. Ardından ben çocukları alıp anneme gittim. Şikayetçiyim." dedi.

SANSÜRSÜZ VİDEO +18

Kısa sürede sosyal medyada yayılan haber üzerine #MertAkınTutuklansın etiketi TT oldu.

GECE BOYU İŞKENCE ETMİŞ!
[right-side]

Oto yıkamacıda çıkan yangında kundaklama şüphesi!
Sarıgazi'de bir oto yıkamacıda yangın çıktı. Oto yıkama içindeki bir barakada çıkan yangından 1 kişi yaralı olarak kurtarıldı. Yangının kundaklama olduğu düşünülüyor.

Dün gece saatlerinde Kemal Türkler Mahallesi Osmangazi Caddesi üzerinde bulunan oto yıkamacının personel barakalarında yangın çıktı. Haber verilmesi üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri yangına müdahale ederken içeride mahsur kalan 1 kişiyi yaralı olarak kurtardı. Sağlık ekipleri yaralıya olay yerinde yaptıkları ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırarak tedavi altına aldı.

[ads-post]

İtfaiye ve polis ekipleri yaptıkları incelemede iş yerini kundaklanmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. İtfaiye ekiplerinin yaptıkları çalışmalar neticesinde yangın tamamen söndürülürken iş yeri kullanılamaz hale geldi. Yangınla ilgili soruşturma devam ediyor.

[right-side]

Türk hekimlerinden literatüre girecek tedavi!
Covid-19 teşhisiyle 12 Nisan’da yoğun bakıma yatan ve akciğerleri iflas ettiği için akciğer nakli bekleyen Erhan Çakır, tam 6 ay sonra akciğer nakline gerek olmayacak şekilde iyileşti.

Sancaktepe'de yaşayan 44 yaşındaki Erhan Çakır, koronavirüs pandemisinin ülkemizde en tehlikeli zamanı olan Nisan ayının başında önce grip olduğunu zannetti ve özel bir hastaneye gitti. Orada tahlil yapıp film çektiler, ilaç verip eve gönderdiler. Ertesi gün durumunda bir değişiklik olmayınca bu sefer başka bir hastaneye gitti. Orada da ilaç verip eve gönderdiler. Yine sonuç alınamayınca tomografisindeki ağır tutulmaları gören doktorlar COVID-19 teşhisi koydu. İlaç verip tedavisini evde planladı.

[ads-post]

Durumu iyice ağırlaşınca ve nefes alamamaya başlayınca eşi Duygu Çakır eşini yeniden hastaneye götürdü. Erhan Çakır, 9 Nisan'da hastaneye yattı, 12 Nisan'da yoğun bakim servisine alınıp entübe edildi. 15 gün Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kaldıktan sonra Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilip ECMO (Yapay Akciğer) cihazına bağlandı. Aylarca yoğun bakımda cihaza bağlı yaşayan ve Akciğer Nakli Bekleme Listesi'nde akciğer nakli olabilmek için gün sayan Çakır, geçtiğimiz günlerde iyileşme gösterince Eylül ayında odaya alındı ve serviste takip edilmeye başlandı. Yürüme terapileri nefes eğersizleri başlandı. Acilin acili akciğer nakli bekleme listesinden de çıkarıldı. Bundan sonra kendi akciğerleri ile hayatına devam edecek.

SBÜ Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Kaan Kırali, "Dünyada ileri derecede yetmezliğe yol açan bu tip durumlarda akciğerlere yüksek basınçlı solunum desteği uygulamaları yapılır. Biz de tam tersine tüm basınçları minimalize ederek akciğerleri kendi haline bıraktık. Akciğer kendi kendisini yenileyerek kapasitesini artırdı. Gittikçe artan bir hacimle yeniden çalışmaya başladı. Bu uyguladığımız tedaviyi yeni bir model olarak yayın haline getirip literatüre gireceğiz. Bu şekilde tamamen kendisini yenilemesi, çalışmaya bırakıldığı için iyileşme daha hızlı oldu. Böyle 2 hastamız daha var, onların da tamamen iyileşmesini bekliyoruz" dedi.

[right-side] sabah.com.tr

“Covid-19 ve Pandemi Hastanesine Dönüşüm”
Türkiye'nin pandemi ile mücadele merkezi Sancaktepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi ekipleri, 6 aydır canla başla sürdürdükleri mücadeleyi, 400 sayfalık bir kitaba döktü.

Başhekim Doç. Dr. Nurettin Yiyit, “O tarihten bu yana 10 binden fazla hastaya hizmet verdik. Aslında bu kitapta uykusuz geçirilen geceler, ailelerden sevdiklerinden ayrı kalınan aylar, belki de 'bir kalp atmaya devam etsin' diye beyaz tulumun içinde, siperlliğin arkasında dökülen terler var” dedi. Pandemi döneminde Covid Polikliniği Sorumlusu olarak görev yapan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Demir ise, “Bir nörolog olarak beni Covid sonrası en çok etkileyen şey, genç yaşta görülen inmeler oldu. Covid nedeniyle çok fazla gençte inme gördük” dedi.

Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çekmeköy Devlet Hastanesi ile Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi ile Türkiye’nin en büyük pandemi merkezi olduklarını söyleyen Başhekim Doç. Dr. Nurettin Yiyit, bir hastanenin nasıl hızla bir pandemi merkezine dönüştürülebileceğini, görünmeyen bir düşmanla savaşılırken olağanüstü koşullarda binlerce vatandaşın başvurduğu bir merkezde hangi tecrübeleri edindiklerini satır satır kaleme aldıklarını ve ortaya 400 sayfalık “Covid-19 ve Pandemi Hastanesine Dönüşüm” kitabının çıktığını söyledi.

[ads-post]

Kritik vaka yönetiminden, personel mesailerinin düzenlenmesine, eğitimlerden, virüsün kol gezdiği günlerde hijyenik yemek dağıtımının nasıl yapılacağına varana kadar pandemi yönetimindeki kritik noktaların yer verildiği kitap, Türkiye’deki pek çok hastaneye de basılı veya PDF formatında dijital olarak gönderiliyor.

“10 BİNDEN FAZLA HASTAYA HİZMET VERDİK”

Doç. Dr. Yiyit, “Sancaktepe'de yerleşmiş bulunan İlhan Varank Eğitim Araştırma Hastanesi ve Çekmeköy Hastanemizle başlamış bir süreç, şu anda Feriha Öz Acil Durum Hastanemizle devam ediyor. Bu üç hastanenin yola çıkış sürecini dikkate aldığımızda, belki de ülkemizdeki şu an en büyük hasta tecrübesi olan merkeziz aslında. Ülkemizde ilk vakanın başlaması ile hızlı bir şekilde pandemi hastanesine dönüştük ve şu ana kadar devam eden bu süreci Feriha Öz Acil Durum Hastanesi'nde en yüksek rakamları yöneten hastane olarak sürdürüyoruz. Şimdiye dek yaklaşık 10 bin civarında yatan hastaya hizmet verdik. Bu hastalar aslında sadece Covid hastaları değildi. Gebelik, kardiyak problemler gibi acil durum vakalarını da içeriyordu. Bu süreçte edindiğimiz bu yüksek hasta tecrübesini bir şekilde kalıcı hale getirmemiz gerekiyordu. Pandeminin pik yaptığı dönemde, hızlı bir şekilde tecrübelendiğimiz ve kendimizin de bu sürece çok şey kattığımızın idrakinde olduk. Tedavi süreçlerindeki önerilerimizi mümkün olduğunca yüksek sesle duyurduk. Çok kişiye faydalı olmaya çalıştık ve önerilerimizin de sonuçlarının olumlu olduğunu gördük” dedi.

Böylesine büyük bir merkezin bir pandemi hastanesine dönüşmesi ve daha sonra da tekrar eski rutinine geri dönmesinin çok ciddi bir tecrübe olduğunu anlatan Doç. Dr. Yiyit, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu arada tabii hep yatan hasta olarak düşünüyoruz. Bunun ameliyathanesi var, acili var, poliklinikleri var, aklınıza gelebilecek bütün alternatifler ki bu işin olmazsa olmazı, bir de personel eğitimi var; koruyucu kıyafet kullanımı hemşirelerin hastalara yaklaşımları, aklınıza gelebilecek her türlü şey Covid döneminde çok daha farklı işlemek zorunda. Bu nedenle ‘Covid’in kitabını yazalım’ dedik. Bu, bizden sonrası için sadece bilimsel bir literatür kitabı değil, aynı zamanda da bir rehber kitap olacak. Bu kitabın içinde aslında sadece bilgi birikimi değil, kendi kazanımlarımız var. Uykusuz geçirilmiş geceler, sevdiğinden, çoluğundan çocuğundan ayrı kalınmış aylar var. Belki de 'bir kalp atmaya devam etsin' ya da 'sevdiğinden ayrılmasın' diye beyaz tulumun içinde siperliklerin arkasında dökülen ter var. Bu bakımdan pandemiyle yeni tanışan illerde, ilçelerde, hatta belki ülkelerde; hastanelerde baştan sona olabilecek her şeyi kapsayan bir kitap olarak kaleme alındı.”

Yaklaşık 4 bin personelin görev yaptığı üç hastanenin ortak çalışması olan kitabın içeriğinin, 100’den fazla sağlık çalışanı tarafından hazırlandığına işaret eden Doç. Dr. Yiyit, sözlerini şöyle noktaladı:

“Laborantından güvenlik görevlisine, temizlik personelinden sekreterine, hemşire arkadaşlara kadar herkesin tecrübesi, herkesin katkısı ile ortaya çıkan bir ürün bu. Bu süreç, normal bir hastane yönetiminden çok farklı. Çünkü normalde personel, malzeme temini ve maksimum düzeyde sağlık hizmeti sunma odaklı bir yaklaşım söz konusu olur. Oysa pandemi döneminde öncelikle sağlık personelinizi korumanız gerekli, ikincisi hastalara hizmet ederken başka hastaları da korumak, mümkün olduğunca da maliyetleri düşünmeden maksimum düzeyde koruyucu tedbirleri önceleyerek çalışmak zorundasınız. Elimizdeki personel havuzunu da maksimum düzeyde kullanıp, hem adaletli hem de tükenmişliğe yol açmadan o insan gücünü iyi değerlendirmeniz gerekiyor. Korku ile yaklaşılan o ortamda güven sağlayarak yürümeniz lazım. Bizim bu dönemdeki ölüm oranımız yüzde 1’in de altında. En yüksek sayıda vakayı takip eden bir hastane olarak, işin psikolojik tarafını da yönetmek zorundasınız. Hem personeliniz, hem hastanız, hem hasta yakınlarının beklentilerinin yüksek olduğu ve her an endişe ve korku ile yaşadığı bir süreç. En ufak hata yapma şansınız yok. Bizim bu süreçteki başarımızın altında ‘empati’ var. Hastamızla, hasta yakınımızla, çalışanımızla, attığımız her adımda muhatap olduğumuz herkesin yerine kendimizi koyarak yürüdük ve başarılı olduk.”

“İLK VAKA AÇIKLANDIĞINDA NEYLE KARŞILAŞTIĞIMIZI BİLMİYORDUK”

Pandemi döneminde hastanede Covid Polikliniği Sorumlusu ve Pandemi Koordinatörü olarak görev yapan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Demir ise “Biz bütün tecrübelerimizi, sahadaki döktüğümüz her ter damlasını bu kitabın sayfalarına koyduk aslında. Çünkü ilk Covid vakası ülkemizde açıklandığında neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyorduk. Ama 1 ay içerisinde şunu öğrendik ki, Covid birçok klinik tablo ile karşımıza gelebiliyor. Ben nöroloji uzmanıyım örneğin, omurilik iltihaplarından inmeye kadar birçok nörolojik klinik tabloya şahit oldum. Daha sonra diğer meslektaşlarımızla konuştuğumuzda dünya literatürünü de takip ettiğimizde, birçok branş ile ilgili Covid tutulumu olduğunu fark ettik. Biz Sancaktepe Eğitim Araştırma Hastanesi olarak çok ciddi bir pandemi yükünü üstlendik ve yönettik. Diğer branşlardaki hekim arkadaşlarımızla konuşarak, hemen bir editoryal danışma kurulu (board) oluşturduk ve bu kişilerle bir planlama yaparak aslında bir tanı ve tedavi kılavuzundan ziyade, bir hastanenin komple tecrübesini kitaba dökmüş olduk” dedi.

Covid enfeksiyonunun basit bir enfeksiyon ya da gribal bir hastalık değil, çoklu sistem hastalığı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Demir, “Multisistemik bir hastalık olduğunu en başta biz de tecrübe ettik. Bu nedenle tedavide hem kardiyak (kalp damar), hem dahili, hem de nörolojik komplikasyonların önlenmesi için ilk antikoagülan (kan sulandırıcı) tedavi uygulayan ve öneren merkezlerden biri olduk. Aynı şekilde yine bağışıklık sisteminin hastalığa karşı gösterdiği yanlış alarmı engellemeye yönelik monoklonal antikor tedavilerini de ilk uygulayan ve ciddi anlamda tecrübe etmiş merkezlerden biriyiz. Bu tecrübemizi diğer meslektaşlarımıza aktarmak istedik. Yıllar sonra, Allah göstermesin yine bir pandemi ile karşılaşacak olursak, en azından bir rehber kitap olarak masalarda durmasını amaçladık” diye konuştu.

Tıp fakültesi dahil yaklaşık 20 yıllık hekimlik hayatında bu pandemi döneminin kendisine öğrettiği en önemli şeyin “soğukkanlı olmak” olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Demir, şu cümlelerle sözlerini noktaladı:

“Bunun dışında o yoğunluğa olağanüstülüğe rağmen hasta yönetiminde her ayrıntıyı düşünmek, binlerce hastanın söz konusu olduğu bir durumda personelin, doktorun, hemşirenin, yorulmadan ama etkin bir şekilde nasıl çalıştırılabileceğinin organizasyonunu öğrendik. Bir nörolog olarak beni Covid sonrası en çok etkileyen şeylerin başında genç yaşta görülen inmeler geliyor açıkçası. Çok fazla inme vakası gördük hem kendi merkezimizde hem de Türkiye’de. Artık semptomlara bakışımız, enfeksiyona bakışımız, bu enfeksiyonların kendi branşımız açısından konuşacak olursam, nörolojik klinik yansımalarına bakışımız çok değişti. Bir anlamda bu pandemi hepimizi komplike birer hekim haline getirdi aslında.”

[right-side]

Hayat bebeği öldüren annesiymiş!
Samandıra'da bir yaşındaki kızını işkence ile öldüren anne tutuklandı. Babası Ali Neccar ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Suriye uyruklu 1 yaşındaki Hayat Neccar’ın işkence ile öldürülmesi sonrası gözaltına alınan babası Ali N. ve olay sonrası kayıplara karışan annesi Vala B. yakalanıp emniyetteki işlemlerin ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sevk edildiler. Vala B. Ve Ali N., savcılık sorgularının ardından tutuklanmaları talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildiler.

Mahkemedeki sorgusunda çocuğunun öldüğünü soruşturma aşamasında öğrendiğini söyleyen babası Ali N., “Ben duruşmayı beklerken adliye koridorunda eşime çocuğum neden öldü diye sordum. Eşimde çocuk çok kustuğu zaman onu ısırdığını, çimdiklediğini, başı döndüğünü ve çocuğun üstüne düştüğünü, 2-3 dakika kendine gelemediğini söyledi. Ayıldığında çocuğun altında olduğunu ve sarardığını gördüğünü söyledi. Ardından da çocuğun üstünü değiştirip yatağına bırakmış. Ardından da beni arayarak çocuğun inlediğini ve sarardığını söyledi. Ambulans çağırmasını ve hemen geleceğimi söyledim” dedi.

[ads-post]

Taksiye binip eve gittiğini söyleyen Ali N., “Ambulans geldi, çocuğu hastaneye götürdü. Çocuğun üstündeki morlukların sebebi eşimin çocuğu çimdiklemesi ve üstüne düşmesidir. Eşimin çocuğu hiç sevmediğini görmedim. Eşimin çocuğu sevmediğini hiç görmedim ancak burada bana bazen sevdiğini bazen de sevmediğini söyledi. Eşim yuvamı dağıttı, üç çocuğumu mağdur etti. Bizi perişan etti. Bunu neden yaptı bilmiyorum. Eşimin diğer çocuklarımıza şiddet uyguladığını görmedim. Vefat eden çocuğumun üzerindeki yaraları, morlukları, sigara izmariti izlerini görmedim. Nasıl oldu bilmiyorum. Suçlamayı kabul etmiyorum” dedi.

KAN DONDURAN İFADELER!

Çocuğun annesi Vala B. mahkemedeki sorgusunda, “Vefat eden çocuğuma önceki gün mama yaptım. Eşim mamayı yedirdikten sonra çocuğu bana verdi. Ben çocuğu yatırdım, eşimde iş aramaya çıktı. Saat 16.00 gibi çocuk yatağa kustu. Yataktan aldım, yastığı temizledim. Saat 19.00 gibi yeniden kustu. Üstünü değiştirmek için kalktım o anda başım döndü. Çocuğumun üzerine düştüm. Ne kadar çocuğun üzerinde kaldım bilmiyorum. Ben ayıldığımda çocuğun altımda olduğunu gördüm. Sapsarı kesilmişti ve inliyordu. Hemen eşimi aradım. Eşim geldi çocuğu kaptığı gibi kucağına alıp götürdü” dedi.

‘KARNINI ISIRDIM, ÇİMDİKLEDİM’

Çocuğu geceleri gördüğünde ondan korktuğunu söyleyen Vala B., “Geceleri gözleri açık gördüğümde çocuktan korkuyordum. Bazen çocuğumu çok seviyordum bazen de hiç sevmiyordum. Ben bilinçsiz şekilde çocuğumu çimdikliyordum. Kendimi kaybettiğimde bunu yapıyordum. Sadece çimdikleme ve ısırma oldu. Çocuğumun karnını ısırdım. Sevmediğim zaman çocuğumu ısırıyordum. Ben bu olayın bu şekilde olduğunu daha önce çok korktuğum için anlatmadım. Eşim hiç tanık olmadı, çocuktaki morlukları görmedi. Bu yüzden eşim hiç anlamadı. Zaten son günlerde böyle davrandım. Ben şu an gerçekleri anlattım. Akıl sağlığı ile ilgili bir rahatsızlığım yok. Son günlerde baş dönmem sık sık oluyordu. Diğer çocuklarıma bu şekilde şiddet uygulamadım. Çok pişmanım. Çok da kalbim ağrıyor. Vicdanım sızlıyor” dedi.

Mahkeme, anne Vala B.’yi, “Beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi kasten öldürmek” suçunu işlediği ihtimalini gözeterek tutuklanmasına karar verdi. Baba Ali N. İse mahkeme tarafından adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Ali B.nin, haftada bir gün karakola giderek imza vermesine karar verildi.

[right-side]

Suriyeli uyruklu bebeğin şüpheli ölümü!
Samandıra'da vücudunda sayısız darp iziyle hastaneye kaldırılan bir yaşındaki bebek kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Suriye uyruklu ailenin 4 çocuğundan en küçük olanı 1 yaşındaki Hayat Neccar gece saatlerinde iddiaya göre solunum sıkıntısı çekti. Aile Hayat Neccar'ı ilk olarak Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Sancaktepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirdi. Neccar, buradan Çekmeköy'de bir hastaneye sevk edildi. 1 yaşındaki çocuk yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

[ads-post]
BEBEĞİN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜ!

Yaklaşık 5 yıl önce Suriye'den İstanbul'a gelen mülteci ailenin, bebeklerini darp ettiği düşünülüyor. Çiftin, Samandıra Abdurrahmangazi Mahallesi Avşar Sokak'daki bir apartmanda yaşadığını tespit eden ekipler aynı binada yaşayan bazı sakinlerin de ifadelerine başvurdu. Bebeği darbettiği düşünülen Suriyeli baba gözaltında. Anne ise kayıp ihbarıyla aranıyor.

6 AY ÖNCE DE AYNISI YAŞANMIŞ

6 ay önce de benzer bir olayın yaşandığı, bebeğin vücudunda yine darp izleri ile hastaneye kaldırıldığı ifade edilen olayda Hayat bebeğin o süreçte Sosyal hizmet ekiplerince gözetim altına alındığı belirtildi. Hayat bebek, belirli bir süre sonra aileye teslim edilmişti.

[right-side]

Sancaktepe Futbol Kulübü'nden tarihi skor: 8-0
TTF 2 nci Lig Beyaz Grup ikinci hafta maçında Şanlıurfaspor ile karşı karşıya gelen Sancaktepe FK, 8-0 gibi tarihi bir skorla sahadan galibiyetle ayrıldı.

Şanlıurfa Gap Stadyumu'nda oynanan karşılaşmada 90 dakika boyunca üstün oynayan temsilcimiz, ligin ilk maçında aldığı beraberliğin ardından puanını 4'e çıkararak ligde dördüncü sıraya yerleşti.

[ads-post]

Geçtiğimiz sezon ligden düşmesi kesinleşen ve daha sonra TFF nin aldığı karar ile ligde kalan Şanlıurfaspor'un mağlubiyet serisi devam ediyor. Anadolu temsilcisi liğin ilk maçında Ankara Demirspor'a da farklı skorla mağlup olmuştu.

[right-side]

Marmara'da deprem! Birçok ilde hissedildi
Kandilli Rasathanesi ve AFAD verilerine göre merkez üssü Silivri açıkları olan 4,2 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Deprem, İstanbul ve yakın illerde hissedildi.

Kandilli Rasathanesi'nin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 16.38'de Marmara Denizi'nde 4,2 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Silivri açıklarında gerçekleşen sarsıntının, deniz yüzeyinin yaklaşık 12,9 kilometre derinliğinde oluştuğu belirtildi.

Marmara Denizi'nde saat 16.38'de meydana gelen deprem nedeniyle İstanbul'da ev ve işyerlerinde bulunan bazı vatandaşlar, cadde ve sokaklara indi.

[ads-post]
İstanbul Valiliğinden Açıklama

İstanbul Valiliği, kentte hissedilen deprem kaynaklı herhangi bir olumsuzluğun şu ana kadar bildirilmediğini açıkladı.

Valilik'ten yapılan açıklamada, AFAD Başkanlığı'ndan alınan bilgiye göre saat 16.38'de Marmara Denizi'nde Tekirdağ'ın Marmaraereğlisi ilçesi açıklarında 4,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği belirtilerek, şöyle denildi:

"Deprem İstanbul'da da hissedilmiştir. Deprem kaynaklı herhangi bir olumsuzluk şu ana kadar bildirilmemiştir. İstanbul, Tekirdağ/ Marmaraereğlisi ve hissedilen tüm il ve ilçelerimize geçmiş olsun."

[right-side]

Sancaktepe Futbol Kulübü satılıyor mu?
2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Sancaktepe FK satılıyor mu? Fevzi İlhanlı hangi takımların sahibi? İşte detaylar...

Ajansspor.com'da yer alan habere göre; Sancaktepe Futbol Kulübü'nü Tuzlaspor A.Ş ve Diyarbekirspor A.Ş'nin sahibi olan iş adamı Fevzi İlhanlı satın almak istiyor. Haberde, Fevzi İlhanlı'nın 2. Lig temsilcisini satın almak için İstanbul ekibi yetkilileri ile görüşme yaptığı iddia ediliyor. Sancaktepe Futbol Kulübü yetkililerinin ise kulüp devri için 13,5 milyon TL istediği belirtiliyor.

2019 yılında Sancaktepe Belediyespor'un futbol şubesini satın alarak kulübü şirketleştiren Fatih KOL, hedeflerinin 1 nci lig olduğunu söylemiş, temsilcimiz sezonu dördüncü bitirerek büyük bir başarıya imza atmıştı.

[right-side][ads-post]

Minikler için yüz tüze eğitim yarın başlıyor.
Okul öncesi eğitim ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için yüz yüze eğitim yarın başlıyor.

Okulların açıldığı ilk hafta olan 21-25 Eylül'de gerçekleştirilecek uyum programı, okul öncesi eğitim kurumlarında ve ilkokul 1'inci sınıflarda "1 gün yüz yüze eğitim" şeklinde olacak.

İhtiyaç duyulması halinde okulun fiziki şartları da dikkate alınarak, sosyal mesafe kuralına uygun bir şekilde şubedeki öğrenciler gruplara bölünerek yüz yüze eğitim yapılacak. Sınıf mevcudunun bölünmesiyle ortaya çıkan grupların okula gelecekleri günler birbirinden farklı olacak.

Öğrencinin yüz yüze eğitime katılımı zorunlu tutulmayacak, veli yazılı bir başvuruda bulunmaksızın kendi isteğiyle öğrencisinin uzaktan eğitime devamını sağlayabilecek.

[ads-post]
30'ar dakikalık 5 etkinlik saati

Okul öncesi eğitimde ilk hafta 1 gün 30'ar dakikalık 5 etkinlik saati uyum eğitimi verilecek.

Uyum haftasından sonraki 28 Eylül-2 Ekim tarihlerini kapsayan hafta ve devamında okul öncesi eğitim kurumlarında haftada 2 gün olmak üzere günde 30'ar dakikalık 5 etkinlik saati eğitim yapılacak.

İlkokul 1'inci sınıf öğrencileri ise yüz yüze eğitimin ilk haftasında her biri 30'ar dakikalık 5 ders saati uyum eğitimi alacak.

Uyum haftasından sonraki 28 Eylül-2 Ekim tarihlerini kapsayan hafta ve devamında da haftada 2 gün her biri 30'ar dakikalık 5 ders saati yüz yüze eğitim yapılacak. Ders saatleri arasında 10'ar dakikalık dinlenme süresi verilecek.

Öğrencilerin yüz yüze alacağı dersler

Milli Eğitim Bakanlığı yüz yüze eğitimin ilk haftasını henüz okul yaşamıyla yeni tanışacak okul öncesi ve ilkokul 1. sınıf öğrencilerin uyumuna ayırdı.

Uyum haftasından sonraki 28 Eylül-2 Ekim tarihlerini kapsayan hafta ve devamında ise Türkçe dersi haftada 2 gün 3'er ders saati olmak üzere 6 ders saati, matematik haftada 2 gün 1'er ders saati olmak üzere 2 ders saati, hayat bilgisi haftada 2 gün 1'er ders saati olmak üzere 2 ders saati yüz yüze eğitimle verilecek.

Söz konusu derslerin yüz yüze işlenemeyen ders saatleriyle ilkokul 1'inci sınıf programındaki diğer dersler ise EBA TV ve EBA portal canlı sınıf uygulamalarıyla uzaktan eğitim sistemleriyle uygulanacak.

[right-side]

Sancaktepe'deki izalasyon denetim ekiplerinin bir günü...
İçişleri Bakanlığı'nın yayınladığı yeni “İzolasyon Tedbirleri” konulu genelge kapsamında oluşturulan mahalle denetim ekipleri, maske, mesafe ve hijyen tedbirlerini de alarak, izolasyondaki vatandaşları evlerinde ziyaret ediyor.

Mahalle denetim ekipleri arasında okul müdürü, muhtar, imam ve öğretmenlerden oluşan dokuz kişi yer alıyor. Evleri ziyaret eden ekipler önce zile basıyor, ardından telefonla iletişime geçtikleri hastayı ya balkon ya da pencereye çağırıyor. Herhangi bir ihtiyaçları olup olmadığını soran ekipler, ziyaretlerde evlerinde bulunamayan vatandaşlar hakkında ise Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na muhalefet suçundan 3 bin 150 lira ceza ve adli işlem uyguluyor.

Sancaktepe Samandıra'da denetime çıkan mahalle izolasyon denetim ekiplerinin bir günü böyle geçiyor...

Samandıra Eyüpsultan Mahallesi’ndeki denetim ekipleri ile izolasyondaki vatandaşların evde olup olmadıklarına dair denetimlere yapıyor. Bu kapsamda mahalledeki ilk durak Covid-19 testi pozitif olan H.E. ve temasta bulunduğu annesi. Mahalle muhtarının telefonla aradığı H.E. cama çıkarak iyi olduğunu söyledi. Kapısının önünde temizlik ve hijyen kiti bırakılan genç H.E., evin altında olan arabasının üzerindeki lekeyi görünce muhtara “Dışarıya çıkamıyorum, arabamın üzerindeki beyaz leke nedir bir bakar mısınız” diye sordu. Muhtar, arabanın üzerindeki lekenin kireç olduğunu söyledi ve temizledi. Herhangi bir ihtiyacı olmadığını belirten H.E. ve temaslısının izolasyon şartlarına uydukları gözlendi.

[ads-post]

Ekiplerin ikinci durağı ise bir pozitif ve üç temaslısı olan dört kişilik aile. Eşi ve çocuklarıyla yaşayan H.B. isimli kadın, Covid-19 testi pozitif çıkınca tedbir kapsamında iki çocuğu ve eşiyle karantinaya alındı. Apartmanın kapısına gelindiğinde H.B. balkona çıkarak iyi olduğunu söyledi.

Üçüncü adreste ise Covid-19 testi pozitif çıkan yaşlı H.İ. vardı. Telefonla aranan H.İ. cama çıkarak evde olduğunu ancak ilaçlarının bittiğini belirterek, “14 gün geçti ama dikkat etmeye devam ediyorum. Kalp ilacım bitti. Evden çıkamıyorum” dedi. Bunun üzerine muhtar, Vefa Destek Grubu’ndan yetkililere ulaştı. H.İ.’nin adresini atarak, hangi ilacın alınması gerektiğini bildirdi. Hijyen setini camdan sarkıttığı sepetle alan H.İ. denetim ekiplerine teşekkür etti.

Dördüncü adreste bir pozitif ve beş temaslı vardı. Muhtarın tek tek arayarak görmek istediği beş kişinin de evde olduğu görüldü. Evin altıncı katta olması üzerine muhtar, balkona seslenmeyip, telefonla konuşmaya devam ederek diğer temaslıların da evde olduğundan emin olmak istedi. Sebebini sorduğumuzda ise vatandaşların ifşa ve mağdur olmaması için bu yöntemi kullandıklarını söyledi. Evdekilere izolasyona devam etmelerini ve ihtiyaç halinde kendilerini aramalarını söyleyen muhtara, hasta vatandaşlar teşekkür etti.

Gidilen son adreste ise tüm apartman karantinaya alınmıştı. Dört katlı apartmanda bulunan dört dairede de en az bir pozitif hasta var. Muhtarın telefonla kapı önünden aradığı pozitif vakalar ve temaslı vatandaşlar sırayla balkona çıktı. Herkesin evde olduğundan emin olan muhtar, bir ihtiyaçları olup olmadığını sordu.

Bu sırada denetim ekibinin içinde yer alan öğretmen Zafer Kızılkaya, birinci katta oturan dördüncü sınıf kız öğrencisi M.Y.’yi gördü. Öğrencisi M.Y.’nin anne ve babasının testlerinin pozitif olduğunu ve küçük kızın da temaslı olduğunu öğrenen öğretmen Kızılkaya duygulandı. Öğretmen Kızılkaya öğrencisine, “Canlı dersler devam ediyor. Derslerini takip edersin. Kendine de çok dikkat et” dedi. Denetimde altı adresteki 10 pozitif ve 12 temaslı hastanın evlerinden çıkmadıklarını ve izolasyon şartlarına uyduklarını gözlemledik.

Denetim ekibinin başındaki Sancaktepe Şakir Demir İlköğretim Okulu Müdürü Ertuğ Kıyasoğlu, “Her gün dokuz kişilik ekiplerimizle Sağlık Bakanlığı’ndan gelen pozitif ya da temaslı listelerinin evlerine gidip evde olup olmadığını kontrol ediyoruz. Karantina sürecinde bir kişiye bir kere gitmiyoruz. Listeler iki ya da üç günde bir yenileniyor.

Yeni pozitif vakalar eklendiği gibi, üç ya da dört gün sonra karantina kurallarına uyuyor mu, bir ihtiyacı var mı diyerek vatandaşlarımızı farklı saatlerde tekrar ziyaret ediyoruz. Vatandaşlarımızdan gelen talepleri Vefa Sosyal Grubu’na yönlendiriyoruz” dedi. Eyüpsultan Mahalle Muhtarı Mustafa Babacan da, “Şu ana kadar evde durmayan hastamız olmadı. Vatandaşlarımızın ayni, nakdi ve zaruri ihtiyaçlarını da kaymakamlığımız vasıtasıyla gideriyoruz. Tüm vatandaşların bilgileri mevcut olup sürekli iletişim halindeyiz” dedi.

[right-side]

Tüm toplu taşıma otobüsleri İETT'ye bağlanıyor
İBB Meclisi’nde alınan karar ile İstanbul’daki tüm toplu taşıma otobüsleri İETT çatısı altında birleşti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi'nin eylül ayı oturumunda oy birliği ile alınan karar doğrultusunda özel halk otobüsleri tarih oldu. Artık İstanbul’da tüm otobüsler tek renk olacak. İBB’nin sübvansiyon ödemeleri kalkacak, otobüslerin gelir garantisi olacak. İETT’nin düzenlediği sefer sayıları da artmış olacak.

İstanbul’da toplu ulaşımda büyük yükü taşıyan otobüslere yeni düzenleme geldi. İBB, IETT koordinasyonunda esnaf temsilcileri, meclis üyeleri, hukukçularla birlikte 30’a yakın toplantı ve çalıstay sonucunda, toplu ulaşımdaki devrim niteliğindeki dönüşüm sistemini tamamladı.

[ads-post]

İBB Meclisi’nin dünkü oturumunda oy birliği ile aldığı kararla, İstanbul’da özel halk otobüsü sistemi kaldırıldı. İstanbul’daki toplu taşıma sistemini kökünden değiştiren sistemle, özel halk otobüsleri ve İstanbul ve Ulaşım A.Ş, İstanbul Otobüs A.Ş, İETT çatısı altında birleşti. Toplu ulaşım otobüslerin mevcut kapasitesinin en verimli şekilde kullanılması amacıyla işletme modelinin yeniden yapılandırılmasını içeren kararla, 3 bin 41 özel halk otobüsü ve 930 İstanbul Ulaşım AŞ otobüsü, hizmet alımı ve araç kiralama sistemiyle İETT tarafından işletilmeye başlanacak. Karar, otobüslerde yapılan toplu taşıma hizmetinde elde edilen yolculuk gelirlerinin, işletme giderlerini karşılamaması ve bazı hatlarda yoğun yolcu taşınması sebebiyle alındı.

Yeni sistemle, bütün otobüsler tek renge boyanacak. Seferler, metro güzergahlarına uygun olacak şekilde tekrar şekillendirilecek. Böylece İETT ilave mali yükten kurtulmuş olacak. Bütün otobüslerde tek tip kıyafet olacak. Mesai saatleri ve sosyal haklara iyileştirme gelecek. Bütün bu çalışmalarla, İstanbul halkının toplu taşımadaki şikayetleri azalacak.

[right-side]

Karantina ihlali yapan vatandaş yurda yerleştirilecek
Evde izolasyon kuralına uymayan coronavirüs hastaları polis ekipleri tarafından yakalanarak Sancaktepe'deki KYK yurduna yerleştiriliyor.

İstanbul’un çeşitli ilçelerinde karantina ihlali yapan hastalar ambulansla Sancaktepe Samandıra'daki 650 yatak kapasiteli KYK İyimaya Öğrenci Yurdu'na getirildi. Kimi hastaların ise kendi istekleriyle yurda yerleştiği öğrenildi.

Polis ekipleri yurdun çevresinde ve içinde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Hastaların ve hastalık şüphesi bulunanların yurda yerleştirilmesi tüm gün devam etti. Sancaktepe’de bulunan karantina yurdu havadan da fotoğraflandı.

[right-side][ads-post]

Sarıgazi’de aralarında husumet olduğu iddia edilen iki kişi cadde ortasında çatıştı. O çatışma, bir cep telefonu tarafından an be an kaydedildi.

Sancaktepe Sarıgazi Ankara Caddesi üzerinde akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. Aralarında husumet olduğu iddia edilen iki kişi sokak ortasında bir birlerine kurşun yağdırdı. Çatışma, bir vatandaş tarafından cep telefonu ile an be an kaydedildi.

Olayın ardından magandaların peşine düşen Sancaktepe asayiş büro amirliği ekipleri şüphelileri kısa zamanda yakalayıp gözaltına aldı.

[right-side][ads-post]

Samandıra’da çökme riski bulunan bina boşaltildi
Samandıra'da 5 katlı bina, yan tarafta bulunan inşaat alanındaki toprak kayması nedeniyle boşaltıldı.

Sancaktepe'de Abdurrahmangazi Mahallesi Kasım Sokak'ta inşaat çalışması sırasında meydana gelen toprak kayması sonucu, yan tarafta bulunan 5 katlı binanın istinat duvarı çöktü.

Durumu fark eden vatandaşların ihbarı üzerine, olay yerine gelen polis ve itfaiye ekipleri, yıkılan duvarın bitişiğindeki bina sakinlerini tahliye etti. Tahliye edilen binada güvenlik önlemi alınırken gün içinde inceleme ve çalışma yapılacağı öğrenildi.

İtfaiye ekipleri de çöken toprağın altında kalan olup olmadığını öğrenmek için çalışma yaptı. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken boşaltılan binadaki vatandaşlar inşaat sahibi tarafından bir otele yerleştirildi. Belediyenin bariyerlerle kapattığı apartman girişinde güvenlik önlemi alınırken gün içinde inceleme ve çalışma yapılacağı öğrenildi.

[right-side][ads-post]

Sancaktepe'den Almanya'ya binlerce dezenfektan otomatı ihraç etti
Dünyayı saran Covid-19 salgını dolayısıyla çok önemli hale gelen hijyen ürünlerini üreten işletmelere ihraç hamlesiyle yeni fırsat kapıları aralarken ülkemize de ekonomik kazanımlar sağladı.

Pandemi dönemi dolayısıyla da en çok ihtiyaç duyulan hijyen ürünlerinde firmalarımız tam kapasite çalışarak, durmadan üretmeye ve ihracat yapmaya devam etti.

"Pandemi döneminde krizi fırsata çevirdik"

Samandıra Fatih Mahallesinde demir doğrama işi yapan İsa Kara isimli esnafta, pandemi döneminde krizi fırsata çevirerek Almanya’ya dezenfektan otomatı üreterek ihraç edip ülke ekonomisine katkı sağladı. El teması olmayıp ayak pedallı bir dezenfektan otomatı üreterek gerçekleşen bu ihracat ile pandemi döneminin olumsuz ekonomik etkilerini azalttı.

[ads-post]

Türkiye’nin üretimden gelen gücü koronavirüs salgını döneminde bir kez daha kendini gösterdi. Sağlık ve hijyen gereçleri alanındaki üretim, dünyaya kepenk indirten salgın günlerinde ülkemize önemli bir döviz girdisi sağladı.

Yıllardır demir doğrama işleri yaparak geçimini sağlayan İsa Kara pandemi döneminde rutin işlerinin eskiye oranla azaldığını, fakat hijyen ürünleri yani dezenfektan otomatı gibi ürünlere yoğun talep gelmesini de fırsat olarak değerlendirdi.

"Pandemi döneminde dezenfektan otomatı bizi rahatlattı"

Kara, “Biz Erzurum Demir Doğrama adıyla faaliyet gösteren bir işletmeyiz. 2000 yılında Erzurum’da başlayan iş hayatımıza 2006 yılından beri de İstanbul’da devam ediyoruz. Yangın merdiveni, ferforje, çelik çatı, bahçe kapıları, korkuluklar, isteğe bağlı özel üretimler yapıyoruz.

Malum pandemi döneminde rutin yaptığımız işlerimizin eskiye oranla azalması yani işlerin bir anda kesilmesi herkes gibi bizleri ekonomik olarak olumsuz etkiledi ve bizleri de farklı arayışlara yöneltti. Bu dönem en çok hijyene önem verilmesi bizi de işimiz ile ilgili bu konuda farklı çalışmalara görüşmelere zorladı. Ve nihayet hijyen konusunda gelen ayak pedallı bir dezenfektan otomatı üretim teklifi firmamız için önemli bir fırsat oldu. Hemen işyerimizde çalışma ortamında pandemi kurallarına uygun olarak seri üretime geçip sıkı bir çalışmaya başladık. İlk parti olarak 2 Bin adet üretip Almanya’ya gönderdik daha sonra seri üretime devam ederek ürettikçe gönderdik, talep edilen 10 Bin adedi tamamlamak üzereyiz. Yeni sipariş görüşmelerimiz de devam ediyor.

Kartal Gazetesi

[right-side]
Blogger tarafından desteklenmektedir.