İşkenceci kocaya rekor ceza istemi: 75 yıl!
Sancektepe'de eşi Eda Akın'a işkence ettiği gerekçesi ile tutuklanan Mert Akın hakkında tam 7 suçtan 75 yıl 9 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Adli Tıp Raporu'nda Eda Akın'nın vücudunda basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde kemik kırıklarının bulunduğu belirtilirken, "Şüpheli Mert A., müşteki Eda Akın'a vurarak yaralamak, bıçağı defalarca ısıtıp kızgın yaralamak suretiyle eşe karşı eziyet suçunu işlediğinin kabulü gerekir" denildi. Rapor doğrultusunda İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucu Mert Akın hakkında, "Nitelikli yağma", "Nitelikli cinsel saldırı", "Nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "Nitelikli eşi kasten yaralama", "Eşe karşı eziyet", "Zincirleme hakaret" ve "Silahla tehdit" suçlarından iddianame düzenlendi.

İddianamenin gönderildiği İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianameyi kabul ederek duruşma günü verdi.

[right-side][ads-post]

Tarihi Aydos Kalesi'nin 2010 yılında başlayan restorasyonu sonunda tamamlandı.
Tarihi Aydos Kalesi'nin 2010 yılında başlayan restorasyonu sonunda tamamlandı. 'İstanbul'un fethinin başladığı yer olarak' bilinen Bizans eseri tarihi kale, çevre düzenlemesinin ardından halkın ziyaretine açılacak.

Tarihçilerin Kutbu Prof. Dr. Halil İnalcık’ın ‘İstanbul’un fethinin başladığı yer’ olarak tanımladığı tarihi kalenin tüm alanında bitki raporu hazırlanarak bitki temizliği yapıldı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetiminde sur duvarları ve sur içi arkeolojik kazıları tamamlandı. Kazı yapılan alanlardan çıkan mimari yapıların röleve ve restorasyon projeleri hazırlanıp İstanbul 5 numaralı kültür varlıklarını koruma bölge kurulu tarafından onaylanarak restorasyonları gerçekleştirildi.

[ads-post]

Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin, “Burayı yeniden canlandırıp başta halkımıza sonra kültür dünyamıza büyük bir miras bırakmak istiyoruz. Doğal zenginlikler ve çevrenin korunması çok kıymetlidir. Kurulların vermiş olduğu kararlar doğrultusunda çalışmalarımızı tamamladık. Çevre düzenlemesini bitirip, halkımızın hizmetine sunmuş olacağız” dedi.

Aydos Kalesi ile ilgili tüm çalışmalarda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilgili müdürlükleri ile koordineli ve iş birliği içerisinde çalışıldı. Çalışmada oluşan maliyetin bir kısmı İstanbul Valiliği tarafından karşılandı.

[right-side]

Çekmeköy'de üretip, Sancaktepe'de satıyorlardı. Serbest bırakıldılar!
Ülke genelinde sahte alkolden kaynaklı ölümlerin artışı, sahte ve kaçak alkollerle ilgili denetim ve operasyonları sıkılaştırldı.
[ads-post]

Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Çekmeköy'deki bir adreste üretilen sahte alkollerin Sancaktepe'de iki ayrı mahallede piyasaya sürüldüğüne dair ihbar üzerine çalışma başlattı. Emniyet mensuplarınca belirlenen adreslere yönelik operasyon düzenlendi. Baskın yapılan adreste beş şişe halinde 4,5 litre etil alkol, etil alkolden üretildiği değerlendirilen yedi şişe halinde 5 litre viski ve rakı, iki aroma verici, 14 boş etil alkol şişesi ve 25 tane boş alkol şişesi ele geçirildi.

Operasyonda Ş.A. (47) ve B.A. (20) isimli iki zanlı gözaltına alındı. Gözaltına alınan zanlılar, kaçakçılıkla mücadele kanuna muhalefet suçundan işlem yapıldıktan sonra, tekrar böyle şeyler yapsınlar diye serbest bırakıldı(!)

[right-side]

Kaza geçiren eski sevgilisini ziyarete gitti, tacize uğradı!
Sarıgazi'de trafik kazası geçiren eski sevgilisini ziyarete giden kadın darp edilerek cinsel istismara uğradı.

Trafik kazası geçiren F.A, kendisine 'geçmiş olsun' demek için bir kafede buluştuğu G.A. (27) adlı eski sevgilisini darp ettikten sonra cinsel saldırı gerçekleştirdi. Bununla yetinmeyen F.A, "Burada yaşananları ailem ve sevdiğim kız duyarsa bundan sonra benden kork, ölümün benim elimden olur" diyerek tehdit etti.

Sarıgazi'deki bir kafede buluşan şüpheli F.A. ve mağdur G.A. arasında bilinmeyen bir nedenle tartışma başladı. Tartışma sırasında G.A'ya tokat atan F.A'yı arayan giren Emre A. adlı arkadaşı durdurdu. Ancak G.A, F.A ve Emre A'nın birlikte bindikleri araçta da tartışma devam etti. G.A'yı eve bırakacağını söyleyerek Emre A'yı araçtan indiren F.A, genç kadına cinsel istismarda bulundu. F.A. karşı koyan kadını darp ederek bayılttıktan sonra cinsel saldırı gerçekleştirdi.

[ads-post]
DARP, CİNSEL SALDIRI, TEHDİT…

Cinsel saldırının ardından genç kadını tehdit eden F.A. "Burada yaşananları ailem ve sevdiğim kız duyarsa bundan sonra benden kork, ölümün benim elimden olur." Dedi ve araçtan inmek isteyen G.A'nın arabadan inmesine de engel oldu.

Genç kadının şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmada ifadesi alınan şüpheli F.A. tüm suçlamaları reddederken, Emre A'dan alınan ifade ile G.A'nın ifadelerinin tutarlı olması dikkat çekti.

Savcılık şüphelinin 'nitelikli cinsel saldırı', 'cebir tehdit veya hile kullanarak cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçlarından cezalandırılmasını istedi. Şüpheli ilerleyen günlerde İstanbul ağır ceza mahkemesinde hâkim karşısına çıkacak.

[right-side]

Sancaktepe’nin ilk kadın futbol takımı sahaya indi
Sarıgazispor’un yeni yönetimi ile kurulan ilçemizdeki ilk 6-15 kız futbol takımı yeşil sahaya ayak bastı. Sarıgazi Stadı’nda yapılan ilk antrenman keyifli anlara sahne oldu.

Kadın futbolunun Sancaktepe İlçesinde gelişimi açısından önemli bir yer tutan Sarıgazispor kadın futbol takımı, sabah yaptığı çalışmayla sezonun ilk antrenmanını yaptı. Saha içinde yapılan tanışma ve kısa toplantının ardından Antrenör Firdevs Kaplan nezaretinde çalışmalarına başlayan Sarıgazispor kadın futbol takımının kadrosunda 15 futbolcusu bulunuyor.

[ads-post]

İlçede ilk olan kadın futbolunun gelişimi için çaba sarf ettiklerini ifade eden antrenör Firdevs Kaplan “Yeni Kurulmamıza rağmen takımımıza yoğun bir talep var. Bizim amacımız bu talep doğrultusunda kadın futbolunda alt yapıyı sağlam tutup iyi bir temel oluşturmak. Biz bunun için kısa vadeli planlar değil sezonluk hedefler koyarak çalışıyoruz. Başarılı olmanın tek anahtarı var oda çalışmak. Şu anda on beşin üzerinde oyuncumuz var. Çok yetenekli kızlarımız var. Kadın futboluna güzel bir ilgi var. Kızlarımız çok istekliler. Kızlarımızı haftanın belirli günlerinde idmanlarla hazırlayacağız. İlerde bu emeklerinin karşılığını da alacaklarını düşünüyorum.” dedi.

[right-side] futbolamator.com

Kaçak deterjan imalathanesine baskın!
Samandıra'da kaçak deterjan imalathanesine düzenlenen operasyonda satışa hazır sahte deterjan ve şampuan ele geçirildi.

Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Eyüp Sultan Mahallesi Mehmet Akif Caddesi'nde bulunan bir sokak içerisinde kaçak deterjan imalathanesi bulunduğu ihbarı üzerine çalışma başlattı. Söz konusu adrese baskın düzenleyen ekipler, iş yerinde yaptığı aramada 294 koli içerisinde bulunan satışa hazır bin 175 kaçak deterjan, 312 şampuan, 3 bin 861 boş deterjan kutusu, 2 bin 470 boş koli, 800 deterjan markası etiketine el koydu. Ele geçirilen ürünlerden, bilirkişi incelemesi için birer numune örneği alınırken, geri kalan ürünler Milli Emlak Yediemin deposuna konuldu.

Ruhsatsız olarak faaliyet gösteren iş yeri mühürlenirken, hakkında “6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa Muhalefet” suçundan işlem yapılan iş yeri sahibi Ali K, sevk edildiği adli makamlarca serbest bırakıldı.🤔

[ads-post] [right-side]

Gece boyunca ısıtılmış bıçak ile işkence edildi!
Sancaktepe'de bir kadının, kocası tarafından çocuklarının gözü önünde ısıtılmış bıçak ile işkenceye maruz bırakıldığı ortaya çıktı.

Olay, geçtiğimiz günlerde Sancaktepe'de meydana geldi. Verilen ifadeye göre, 2 çocuk annesi 23 yaşındaki Eda Akın ile 28 yaşındaki eşi Mert Akın arasında çıkan tartışma çıktı. Mert Akın, eşi Eda Akın'a iki çocuğunun önünde ısıtılmış bıçak ile işkence yaptı. Mert Akın, ardından eşi Eda Akın'dan babasının evine gitmesini istedi. Eda Akın'ın şikayeti üzerine polis ekipleri işkence yaptığı ileri sürülen kocayı yakalamak için çalışma başlattı. Vücudunda yanık izleri bulunan iki çocuk annesi Eda Akın Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi'nde tedavi altına alındı.

GECE BOYU İŞKENCE ETMİŞ!
[ads-post]
GECE BOYU İŞKENCE ETMİŞ!

İşkence mağduru Eda Akın, "2 Ekim'i 3 Ekim'e bağlayan gece oldu. Eşimle aramızda çıkan bir tartışma ile başladı ilk önce. Yumruk ve tokat atarak başladı. Sonrasında gözü döndü hırsını alamadı ve daha farklı boyutlara taşıdı. Bir ekmek bıçağı ile bıçağı ocağın üstünde ısıtıp vücudumun birçok, çeşitli yerlerine sıcak bıçağı bastırıp geri çekti. Ve bunu bütün gece uyguladı. Sonrasında sabah olduğunda önce kendisi çıktı evden. Ardından ben çocukları alıp anneme gittim. Şikayetçiyim." dedi.

SANSÜRSÜZ VİDEO +18

Kısa sürede sosyal medyada yayılan haber üzerine #MertAkınTutuklansın etiketi TT oldu.

GECE BOYU İŞKENCE ETMİŞ!
[right-side]

Oto yıkamacıda çıkan yangında kundaklama şüphesi!
Sarıgazi'de bir oto yıkamacıda yangın çıktı. Oto yıkama içindeki bir barakada çıkan yangından 1 kişi yaralı olarak kurtarıldı. Yangının kundaklama olduğu düşünülüyor.

Dün gece saatlerinde Kemal Türkler Mahallesi Osmangazi Caddesi üzerinde bulunan oto yıkamacının personel barakalarında yangın çıktı. Haber verilmesi üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri yangına müdahale ederken içeride mahsur kalan 1 kişiyi yaralı olarak kurtardı. Sağlık ekipleri yaralıya olay yerinde yaptıkları ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırarak tedavi altına aldı.

[ads-post]

İtfaiye ve polis ekipleri yaptıkları incelemede iş yerini kundaklanmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. İtfaiye ekiplerinin yaptıkları çalışmalar neticesinde yangın tamamen söndürülürken iş yeri kullanılamaz hale geldi. Yangınla ilgili soruşturma devam ediyor.

[right-side]

Toprak dökümü yapan kamyon devrildi
Yenidoğan'da eğimli yolda toprak dökümü yapan hafriyat kamyonu devrildi. Sürücü hafif yaralandı.

Safa Mahallesi Tepeyolu Caddesi üzerinde boş bir arsaya toprak dökümü yapan harfiyat kamyonu, boşaltım esnasında manevra yaparken devrilerek yan yattı. Olay yerinde can kaybı yaşanmazken, araç sürücüsü hafif yaralandı. Devrilen araçta maddi hasar meydana geldi.

Toprak dökümü yapan kamyon devrildi
E.CAN [right-side][ads-post]

Türk hekimlerinden literatüre girecek tedavi!
Covid-19 teşhisiyle 12 Nisan’da yoğun bakıma yatan ve akciğerleri iflas ettiği için akciğer nakli bekleyen Erhan Çakır, tam 6 ay sonra akciğer nakline gerek olmayacak şekilde iyileşti.

Sancaktepe'de yaşayan 44 yaşındaki Erhan Çakır, koronavirüs pandemisinin ülkemizde en tehlikeli zamanı olan Nisan ayının başında önce grip olduğunu zannetti ve özel bir hastaneye gitti. Orada tahlil yapıp film çektiler, ilaç verip eve gönderdiler. Ertesi gün durumunda bir değişiklik olmayınca bu sefer başka bir hastaneye gitti. Orada da ilaç verip eve gönderdiler. Yine sonuç alınamayınca tomografisindeki ağır tutulmaları gören doktorlar COVID-19 teşhisi koydu. İlaç verip tedavisini evde planladı.

[ads-post]

Durumu iyice ağırlaşınca ve nefes alamamaya başlayınca eşi Duygu Çakır eşini yeniden hastaneye götürdü. Erhan Çakır, 9 Nisan'da hastaneye yattı, 12 Nisan'da yoğun bakim servisine alınıp entübe edildi. 15 gün Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kaldıktan sonra Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilip ECMO (Yapay Akciğer) cihazına bağlandı. Aylarca yoğun bakımda cihaza bağlı yaşayan ve Akciğer Nakli Bekleme Listesi'nde akciğer nakli olabilmek için gün sayan Çakır, geçtiğimiz günlerde iyileşme gösterince Eylül ayında odaya alındı ve serviste takip edilmeye başlandı. Yürüme terapileri nefes eğersizleri başlandı. Acilin acili akciğer nakli bekleme listesinden de çıkarıldı. Bundan sonra kendi akciğerleri ile hayatına devam edecek.

SBÜ Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Kaan Kırali, "Dünyada ileri derecede yetmezliğe yol açan bu tip durumlarda akciğerlere yüksek basınçlı solunum desteği uygulamaları yapılır. Biz de tam tersine tüm basınçları minimalize ederek akciğerleri kendi haline bıraktık. Akciğer kendi kendisini yenileyerek kapasitesini artırdı. Gittikçe artan bir hacimle yeniden çalışmaya başladı. Bu uyguladığımız tedaviyi yeni bir model olarak yayın haline getirip literatüre gireceğiz. Bu şekilde tamamen kendisini yenilemesi, çalışmaya bırakıldığı için iyileşme daha hızlı oldu. Böyle 2 hastamız daha var, onların da tamamen iyileşmesini bekliyoruz" dedi.

[right-side] sabah.com.tr

“Covid-19 ve Pandemi Hastanesine Dönüşüm”
Türkiye'nin pandemi ile mücadele merkezi Sancaktepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi ekipleri, 6 aydır canla başla sürdürdükleri mücadeleyi, 400 sayfalık bir kitaba döktü.

Başhekim Doç. Dr. Nurettin Yiyit, “O tarihten bu yana 10 binden fazla hastaya hizmet verdik. Aslında bu kitapta uykusuz geçirilen geceler, ailelerden sevdiklerinden ayrı kalınan aylar, belki de 'bir kalp atmaya devam etsin' diye beyaz tulumun içinde, siperlliğin arkasında dökülen terler var” dedi. Pandemi döneminde Covid Polikliniği Sorumlusu olarak görev yapan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Demir ise, “Bir nörolog olarak beni Covid sonrası en çok etkileyen şey, genç yaşta görülen inmeler oldu. Covid nedeniyle çok fazla gençte inme gördük” dedi.

Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çekmeköy Devlet Hastanesi ile Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi ile Türkiye’nin en büyük pandemi merkezi olduklarını söyleyen Başhekim Doç. Dr. Nurettin Yiyit, bir hastanenin nasıl hızla bir pandemi merkezine dönüştürülebileceğini, görünmeyen bir düşmanla savaşılırken olağanüstü koşullarda binlerce vatandaşın başvurduğu bir merkezde hangi tecrübeleri edindiklerini satır satır kaleme aldıklarını ve ortaya 400 sayfalık “Covid-19 ve Pandemi Hastanesine Dönüşüm” kitabının çıktığını söyledi.

[ads-post]

Kritik vaka yönetiminden, personel mesailerinin düzenlenmesine, eğitimlerden, virüsün kol gezdiği günlerde hijyenik yemek dağıtımının nasıl yapılacağına varana kadar pandemi yönetimindeki kritik noktaların yer verildiği kitap, Türkiye’deki pek çok hastaneye de basılı veya PDF formatında dijital olarak gönderiliyor.

“10 BİNDEN FAZLA HASTAYA HİZMET VERDİK”

Doç. Dr. Yiyit, “Sancaktepe'de yerleşmiş bulunan İlhan Varank Eğitim Araştırma Hastanesi ve Çekmeköy Hastanemizle başlamış bir süreç, şu anda Feriha Öz Acil Durum Hastanemizle devam ediyor. Bu üç hastanenin yola çıkış sürecini dikkate aldığımızda, belki de ülkemizdeki şu an en büyük hasta tecrübesi olan merkeziz aslında. Ülkemizde ilk vakanın başlaması ile hızlı bir şekilde pandemi hastanesine dönüştük ve şu ana kadar devam eden bu süreci Feriha Öz Acil Durum Hastanesi'nde en yüksek rakamları yöneten hastane olarak sürdürüyoruz. Şimdiye dek yaklaşık 10 bin civarında yatan hastaya hizmet verdik. Bu hastalar aslında sadece Covid hastaları değildi. Gebelik, kardiyak problemler gibi acil durum vakalarını da içeriyordu. Bu süreçte edindiğimiz bu yüksek hasta tecrübesini bir şekilde kalıcı hale getirmemiz gerekiyordu. Pandeminin pik yaptığı dönemde, hızlı bir şekilde tecrübelendiğimiz ve kendimizin de bu sürece çok şey kattığımızın idrakinde olduk. Tedavi süreçlerindeki önerilerimizi mümkün olduğunca yüksek sesle duyurduk. Çok kişiye faydalı olmaya çalıştık ve önerilerimizin de sonuçlarının olumlu olduğunu gördük” dedi.

Böylesine büyük bir merkezin bir pandemi hastanesine dönüşmesi ve daha sonra da tekrar eski rutinine geri dönmesinin çok ciddi bir tecrübe olduğunu anlatan Doç. Dr. Yiyit, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu arada tabii hep yatan hasta olarak düşünüyoruz. Bunun ameliyathanesi var, acili var, poliklinikleri var, aklınıza gelebilecek bütün alternatifler ki bu işin olmazsa olmazı, bir de personel eğitimi var; koruyucu kıyafet kullanımı hemşirelerin hastalara yaklaşımları, aklınıza gelebilecek her türlü şey Covid döneminde çok daha farklı işlemek zorunda. Bu nedenle ‘Covid’in kitabını yazalım’ dedik. Bu, bizden sonrası için sadece bilimsel bir literatür kitabı değil, aynı zamanda da bir rehber kitap olacak. Bu kitabın içinde aslında sadece bilgi birikimi değil, kendi kazanımlarımız var. Uykusuz geçirilmiş geceler, sevdiğinden, çoluğundan çocuğundan ayrı kalınmış aylar var. Belki de 'bir kalp atmaya devam etsin' ya da 'sevdiğinden ayrılmasın' diye beyaz tulumun içinde siperliklerin arkasında dökülen ter var. Bu bakımdan pandemiyle yeni tanışan illerde, ilçelerde, hatta belki ülkelerde; hastanelerde baştan sona olabilecek her şeyi kapsayan bir kitap olarak kaleme alındı.”

Yaklaşık 4 bin personelin görev yaptığı üç hastanenin ortak çalışması olan kitabın içeriğinin, 100’den fazla sağlık çalışanı tarafından hazırlandığına işaret eden Doç. Dr. Yiyit, sözlerini şöyle noktaladı:

“Laborantından güvenlik görevlisine, temizlik personelinden sekreterine, hemşire arkadaşlara kadar herkesin tecrübesi, herkesin katkısı ile ortaya çıkan bir ürün bu. Bu süreç, normal bir hastane yönetiminden çok farklı. Çünkü normalde personel, malzeme temini ve maksimum düzeyde sağlık hizmeti sunma odaklı bir yaklaşım söz konusu olur. Oysa pandemi döneminde öncelikle sağlık personelinizi korumanız gerekli, ikincisi hastalara hizmet ederken başka hastaları da korumak, mümkün olduğunca da maliyetleri düşünmeden maksimum düzeyde koruyucu tedbirleri önceleyerek çalışmak zorundasınız. Elimizdeki personel havuzunu da maksimum düzeyde kullanıp, hem adaletli hem de tükenmişliğe yol açmadan o insan gücünü iyi değerlendirmeniz gerekiyor. Korku ile yaklaşılan o ortamda güven sağlayarak yürümeniz lazım. Bizim bu dönemdeki ölüm oranımız yüzde 1’in de altında. En yüksek sayıda vakayı takip eden bir hastane olarak, işin psikolojik tarafını da yönetmek zorundasınız. Hem personeliniz, hem hastanız, hem hasta yakınlarının beklentilerinin yüksek olduğu ve her an endişe ve korku ile yaşadığı bir süreç. En ufak hata yapma şansınız yok. Bizim bu süreçteki başarımızın altında ‘empati’ var. Hastamızla, hasta yakınımızla, çalışanımızla, attığımız her adımda muhatap olduğumuz herkesin yerine kendimizi koyarak yürüdük ve başarılı olduk.”

“İLK VAKA AÇIKLANDIĞINDA NEYLE KARŞILAŞTIĞIMIZI BİLMİYORDUK”

Pandemi döneminde hastanede Covid Polikliniği Sorumlusu ve Pandemi Koordinatörü olarak görev yapan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Demir ise “Biz bütün tecrübelerimizi, sahadaki döktüğümüz her ter damlasını bu kitabın sayfalarına koyduk aslında. Çünkü ilk Covid vakası ülkemizde açıklandığında neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyorduk. Ama 1 ay içerisinde şunu öğrendik ki, Covid birçok klinik tablo ile karşımıza gelebiliyor. Ben nöroloji uzmanıyım örneğin, omurilik iltihaplarından inmeye kadar birçok nörolojik klinik tabloya şahit oldum. Daha sonra diğer meslektaşlarımızla konuştuğumuzda dünya literatürünü de takip ettiğimizde, birçok branş ile ilgili Covid tutulumu olduğunu fark ettik. Biz Sancaktepe Eğitim Araştırma Hastanesi olarak çok ciddi bir pandemi yükünü üstlendik ve yönettik. Diğer branşlardaki hekim arkadaşlarımızla konuşarak, hemen bir editoryal danışma kurulu (board) oluşturduk ve bu kişilerle bir planlama yaparak aslında bir tanı ve tedavi kılavuzundan ziyade, bir hastanenin komple tecrübesini kitaba dökmüş olduk” dedi.

Covid enfeksiyonunun basit bir enfeksiyon ya da gribal bir hastalık değil, çoklu sistem hastalığı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Demir, “Multisistemik bir hastalık olduğunu en başta biz de tecrübe ettik. Bu nedenle tedavide hem kardiyak (kalp damar), hem dahili, hem de nörolojik komplikasyonların önlenmesi için ilk antikoagülan (kan sulandırıcı) tedavi uygulayan ve öneren merkezlerden biri olduk. Aynı şekilde yine bağışıklık sisteminin hastalığa karşı gösterdiği yanlış alarmı engellemeye yönelik monoklonal antikor tedavilerini de ilk uygulayan ve ciddi anlamda tecrübe etmiş merkezlerden biriyiz. Bu tecrübemizi diğer meslektaşlarımıza aktarmak istedik. Yıllar sonra, Allah göstermesin yine bir pandemi ile karşılaşacak olursak, en azından bir rehber kitap olarak masalarda durmasını amaçladık” diye konuştu.

Tıp fakültesi dahil yaklaşık 20 yıllık hekimlik hayatında bu pandemi döneminin kendisine öğrettiği en önemli şeyin “soğukkanlı olmak” olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Demir, şu cümlelerle sözlerini noktaladı:

“Bunun dışında o yoğunluğa olağanüstülüğe rağmen hasta yönetiminde her ayrıntıyı düşünmek, binlerce hastanın söz konusu olduğu bir durumda personelin, doktorun, hemşirenin, yorulmadan ama etkin bir şekilde nasıl çalıştırılabileceğinin organizasyonunu öğrendik. Bir nörolog olarak beni Covid sonrası en çok etkileyen şeylerin başında genç yaşta görülen inmeler geliyor açıkçası. Çok fazla inme vakası gördük hem kendi merkezimizde hem de Türkiye’de. Artık semptomlara bakışımız, enfeksiyona bakışımız, bu enfeksiyonların kendi branşımız açısından konuşacak olursam, nörolojik klinik yansımalarına bakışımız çok değişti. Bir anlamda bu pandemi hepimizi komplike birer hekim haline getirdi aslında.”

[right-side]
Blogger tarafından desteklenmektedir.