gündem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Tarihi Aydos Kalesi'nin 2010 yılında başlayan restorasyonu sonunda tamamlandı.
Tarihi Aydos Kalesi'nin 2010 yılında başlayan restorasyonu sonunda tamamlandı. 'İstanbul'un fethinin başladığı yer olarak' bilinen Bizans eseri tarihi kale, çevre düzenlemesinin ardından halkın ziyaretine açılacak.

Tarihçilerin Kutbu Prof. Dr. Halil İnalcık’ın ‘İstanbul’un fethinin başladığı yer’ olarak tanımladığı tarihi kalenin tüm alanında bitki raporu hazırlanarak bitki temizliği yapıldı. İstanbul Arkeoloji Müzeleri denetiminde sur duvarları ve sur içi arkeolojik kazıları tamamlandı. Kazı yapılan alanlardan çıkan mimari yapıların röleve ve restorasyon projeleri hazırlanıp İstanbul 5 numaralı kültür varlıklarını koruma bölge kurulu tarafından onaylanarak restorasyonları gerçekleştirildi.

[ads-post]

Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin, “Burayı yeniden canlandırıp başta halkımıza sonra kültür dünyamıza büyük bir miras bırakmak istiyoruz. Doğal zenginlikler ve çevrenin korunması çok kıymetlidir. Kurulların vermiş olduğu kararlar doğrultusunda çalışmalarımızı tamamladık. Çevre düzenlemesini bitirip, halkımızın hizmetine sunmuş olacağız” dedi.

Aydos Kalesi ile ilgili tüm çalışmalarda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilgili müdürlükleri ile koordineli ve iş birliği içerisinde çalışıldı. Çalışmada oluşan maliyetin bir kısmı İstanbul Valiliği tarafından karşılandı.

[right-side]

Gece boyunca ısıtılmış bıçak ile işkence edildi!
Sancaktepe'de bir kadının, kocası tarafından çocuklarının gözü önünde ısıtılmış bıçak ile işkenceye maruz bırakıldığı ortaya çıktı.

Olay, geçtiğimiz günlerde Sancaktepe'de meydana geldi. Verilen ifadeye göre, 2 çocuk annesi 23 yaşındaki Eda Akın ile 28 yaşındaki eşi Mert Akın arasında çıkan tartışma çıktı. Mert Akın, eşi Eda Akın'a iki çocuğunun önünde ısıtılmış bıçak ile işkence yaptı. Mert Akın, ardından eşi Eda Akın'dan babasının evine gitmesini istedi. Eda Akın'ın şikayeti üzerine polis ekipleri işkence yaptığı ileri sürülen kocayı yakalamak için çalışma başlattı. Vücudunda yanık izleri bulunan iki çocuk annesi Eda Akın Kartal Eğitim Araştırma Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi'nde tedavi altına alındı.

GECE BOYU İŞKENCE ETMİŞ!
[ads-post]
GECE BOYU İŞKENCE ETMİŞ!

İşkence mağduru Eda Akın, "2 Ekim'i 3 Ekim'e bağlayan gece oldu. Eşimle aramızda çıkan bir tartışma ile başladı ilk önce. Yumruk ve tokat atarak başladı. Sonrasında gözü döndü hırsını alamadı ve daha farklı boyutlara taşıdı. Bir ekmek bıçağı ile bıçağı ocağın üstünde ısıtıp vücudumun birçok, çeşitli yerlerine sıcak bıçağı bastırıp geri çekti. Ve bunu bütün gece uyguladı. Sonrasında sabah olduğunda önce kendisi çıktı evden. Ardından ben çocukları alıp anneme gittim. Şikayetçiyim." dedi.

SANSÜRSÜZ VİDEO +18

Kısa sürede sosyal medyada yayılan haber üzerine #MertAkınTutuklansın etiketi TT oldu.

GECE BOYU İŞKENCE ETMİŞ!
[right-side]

Türk hekimlerinden literatüre girecek tedavi!
Covid-19 teşhisiyle 12 Nisan’da yoğun bakıma yatan ve akciğerleri iflas ettiği için akciğer nakli bekleyen Erhan Çakır, tam 6 ay sonra akciğer nakline gerek olmayacak şekilde iyileşti.

Sancaktepe'de yaşayan 44 yaşındaki Erhan Çakır, koronavirüs pandemisinin ülkemizde en tehlikeli zamanı olan Nisan ayının başında önce grip olduğunu zannetti ve özel bir hastaneye gitti. Orada tahlil yapıp film çektiler, ilaç verip eve gönderdiler. Ertesi gün durumunda bir değişiklik olmayınca bu sefer başka bir hastaneye gitti. Orada da ilaç verip eve gönderdiler. Yine sonuç alınamayınca tomografisindeki ağır tutulmaları gören doktorlar COVID-19 teşhisi koydu. İlaç verip tedavisini evde planladı.

[ads-post]

Durumu iyice ağırlaşınca ve nefes alamamaya başlayınca eşi Duygu Çakır eşini yeniden hastaneye götürdü. Erhan Çakır, 9 Nisan'da hastaneye yattı, 12 Nisan'da yoğun bakim servisine alınıp entübe edildi. 15 gün Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kaldıktan sonra Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilip ECMO (Yapay Akciğer) cihazına bağlandı. Aylarca yoğun bakımda cihaza bağlı yaşayan ve Akciğer Nakli Bekleme Listesi'nde akciğer nakli olabilmek için gün sayan Çakır, geçtiğimiz günlerde iyileşme gösterince Eylül ayında odaya alındı ve serviste takip edilmeye başlandı. Yürüme terapileri nefes eğersizleri başlandı. Acilin acili akciğer nakli bekleme listesinden de çıkarıldı. Bundan sonra kendi akciğerleri ile hayatına devam edecek.

SBÜ Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Kaan Kırali, "Dünyada ileri derecede yetmezliğe yol açan bu tip durumlarda akciğerlere yüksek basınçlı solunum desteği uygulamaları yapılır. Biz de tam tersine tüm basınçları minimalize ederek akciğerleri kendi haline bıraktık. Akciğer kendi kendisini yenileyerek kapasitesini artırdı. Gittikçe artan bir hacimle yeniden çalışmaya başladı. Bu uyguladığımız tedaviyi yeni bir model olarak yayın haline getirip literatüre gireceğiz. Bu şekilde tamamen kendisini yenilemesi, çalışmaya bırakıldığı için iyileşme daha hızlı oldu. Böyle 2 hastamız daha var, onların da tamamen iyileşmesini bekliyoruz" dedi.

[right-side] sabah.com.tr

“Covid-19 ve Pandemi Hastanesine Dönüşüm”
Türkiye'nin pandemi ile mücadele merkezi Sancaktepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi ekipleri, 6 aydır canla başla sürdürdükleri mücadeleyi, 400 sayfalık bir kitaba döktü.

Başhekim Doç. Dr. Nurettin Yiyit, “O tarihten bu yana 10 binden fazla hastaya hizmet verdik. Aslında bu kitapta uykusuz geçirilen geceler, ailelerden sevdiklerinden ayrı kalınan aylar, belki de 'bir kalp atmaya devam etsin' diye beyaz tulumun içinde, siperlliğin arkasında dökülen terler var” dedi. Pandemi döneminde Covid Polikliniği Sorumlusu olarak görev yapan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Demir ise, “Bir nörolog olarak beni Covid sonrası en çok etkileyen şey, genç yaşta görülen inmeler oldu. Covid nedeniyle çok fazla gençte inme gördük” dedi.

Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çekmeköy Devlet Hastanesi ile Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi ile Türkiye’nin en büyük pandemi merkezi olduklarını söyleyen Başhekim Doç. Dr. Nurettin Yiyit, bir hastanenin nasıl hızla bir pandemi merkezine dönüştürülebileceğini, görünmeyen bir düşmanla savaşılırken olağanüstü koşullarda binlerce vatandaşın başvurduğu bir merkezde hangi tecrübeleri edindiklerini satır satır kaleme aldıklarını ve ortaya 400 sayfalık “Covid-19 ve Pandemi Hastanesine Dönüşüm” kitabının çıktığını söyledi.

[ads-post]

Kritik vaka yönetiminden, personel mesailerinin düzenlenmesine, eğitimlerden, virüsün kol gezdiği günlerde hijyenik yemek dağıtımının nasıl yapılacağına varana kadar pandemi yönetimindeki kritik noktaların yer verildiği kitap, Türkiye’deki pek çok hastaneye de basılı veya PDF formatında dijital olarak gönderiliyor.

“10 BİNDEN FAZLA HASTAYA HİZMET VERDİK”

Doç. Dr. Yiyit, “Sancaktepe'de yerleşmiş bulunan İlhan Varank Eğitim Araştırma Hastanesi ve Çekmeköy Hastanemizle başlamış bir süreç, şu anda Feriha Öz Acil Durum Hastanemizle devam ediyor. Bu üç hastanenin yola çıkış sürecini dikkate aldığımızda, belki de ülkemizdeki şu an en büyük hasta tecrübesi olan merkeziz aslında. Ülkemizde ilk vakanın başlaması ile hızlı bir şekilde pandemi hastanesine dönüştük ve şu ana kadar devam eden bu süreci Feriha Öz Acil Durum Hastanesi'nde en yüksek rakamları yöneten hastane olarak sürdürüyoruz. Şimdiye dek yaklaşık 10 bin civarında yatan hastaya hizmet verdik. Bu hastalar aslında sadece Covid hastaları değildi. Gebelik, kardiyak problemler gibi acil durum vakalarını da içeriyordu. Bu süreçte edindiğimiz bu yüksek hasta tecrübesini bir şekilde kalıcı hale getirmemiz gerekiyordu. Pandeminin pik yaptığı dönemde, hızlı bir şekilde tecrübelendiğimiz ve kendimizin de bu sürece çok şey kattığımızın idrakinde olduk. Tedavi süreçlerindeki önerilerimizi mümkün olduğunca yüksek sesle duyurduk. Çok kişiye faydalı olmaya çalıştık ve önerilerimizin de sonuçlarının olumlu olduğunu gördük” dedi.

Böylesine büyük bir merkezin bir pandemi hastanesine dönüşmesi ve daha sonra da tekrar eski rutinine geri dönmesinin çok ciddi bir tecrübe olduğunu anlatan Doç. Dr. Yiyit, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu arada tabii hep yatan hasta olarak düşünüyoruz. Bunun ameliyathanesi var, acili var, poliklinikleri var, aklınıza gelebilecek bütün alternatifler ki bu işin olmazsa olmazı, bir de personel eğitimi var; koruyucu kıyafet kullanımı hemşirelerin hastalara yaklaşımları, aklınıza gelebilecek her türlü şey Covid döneminde çok daha farklı işlemek zorunda. Bu nedenle ‘Covid’in kitabını yazalım’ dedik. Bu, bizden sonrası için sadece bilimsel bir literatür kitabı değil, aynı zamanda da bir rehber kitap olacak. Bu kitabın içinde aslında sadece bilgi birikimi değil, kendi kazanımlarımız var. Uykusuz geçirilmiş geceler, sevdiğinden, çoluğundan çocuğundan ayrı kalınmış aylar var. Belki de 'bir kalp atmaya devam etsin' ya da 'sevdiğinden ayrılmasın' diye beyaz tulumun içinde siperliklerin arkasında dökülen ter var. Bu bakımdan pandemiyle yeni tanışan illerde, ilçelerde, hatta belki ülkelerde; hastanelerde baştan sona olabilecek her şeyi kapsayan bir kitap olarak kaleme alındı.”

Yaklaşık 4 bin personelin görev yaptığı üç hastanenin ortak çalışması olan kitabın içeriğinin, 100’den fazla sağlık çalışanı tarafından hazırlandığına işaret eden Doç. Dr. Yiyit, sözlerini şöyle noktaladı:

“Laborantından güvenlik görevlisine, temizlik personelinden sekreterine, hemşire arkadaşlara kadar herkesin tecrübesi, herkesin katkısı ile ortaya çıkan bir ürün bu. Bu süreç, normal bir hastane yönetiminden çok farklı. Çünkü normalde personel, malzeme temini ve maksimum düzeyde sağlık hizmeti sunma odaklı bir yaklaşım söz konusu olur. Oysa pandemi döneminde öncelikle sağlık personelinizi korumanız gerekli, ikincisi hastalara hizmet ederken başka hastaları da korumak, mümkün olduğunca da maliyetleri düşünmeden maksimum düzeyde koruyucu tedbirleri önceleyerek çalışmak zorundasınız. Elimizdeki personel havuzunu da maksimum düzeyde kullanıp, hem adaletli hem de tükenmişliğe yol açmadan o insan gücünü iyi değerlendirmeniz gerekiyor. Korku ile yaklaşılan o ortamda güven sağlayarak yürümeniz lazım. Bizim bu dönemdeki ölüm oranımız yüzde 1’in de altında. En yüksek sayıda vakayı takip eden bir hastane olarak, işin psikolojik tarafını da yönetmek zorundasınız. Hem personeliniz, hem hastanız, hem hasta yakınlarının beklentilerinin yüksek olduğu ve her an endişe ve korku ile yaşadığı bir süreç. En ufak hata yapma şansınız yok. Bizim bu süreçteki başarımızın altında ‘empati’ var. Hastamızla, hasta yakınımızla, çalışanımızla, attığımız her adımda muhatap olduğumuz herkesin yerine kendimizi koyarak yürüdük ve başarılı olduk.”

“İLK VAKA AÇIKLANDIĞINDA NEYLE KARŞILAŞTIĞIMIZI BİLMİYORDUK”

Pandemi döneminde hastanede Covid Polikliniği Sorumlusu ve Pandemi Koordinatörü olarak görev yapan Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Demir ise “Biz bütün tecrübelerimizi, sahadaki döktüğümüz her ter damlasını bu kitabın sayfalarına koyduk aslında. Çünkü ilk Covid vakası ülkemizde açıklandığında neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyorduk. Ama 1 ay içerisinde şunu öğrendik ki, Covid birçok klinik tablo ile karşımıza gelebiliyor. Ben nöroloji uzmanıyım örneğin, omurilik iltihaplarından inmeye kadar birçok nörolojik klinik tabloya şahit oldum. Daha sonra diğer meslektaşlarımızla konuştuğumuzda dünya literatürünü de takip ettiğimizde, birçok branş ile ilgili Covid tutulumu olduğunu fark ettik. Biz Sancaktepe Eğitim Araştırma Hastanesi olarak çok ciddi bir pandemi yükünü üstlendik ve yönettik. Diğer branşlardaki hekim arkadaşlarımızla konuşarak, hemen bir editoryal danışma kurulu (board) oluşturduk ve bu kişilerle bir planlama yaparak aslında bir tanı ve tedavi kılavuzundan ziyade, bir hastanenin komple tecrübesini kitaba dökmüş olduk” dedi.

Covid enfeksiyonunun basit bir enfeksiyon ya da gribal bir hastalık değil, çoklu sistem hastalığı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Demir, “Multisistemik bir hastalık olduğunu en başta biz de tecrübe ettik. Bu nedenle tedavide hem kardiyak (kalp damar), hem dahili, hem de nörolojik komplikasyonların önlenmesi için ilk antikoagülan (kan sulandırıcı) tedavi uygulayan ve öneren merkezlerden biri olduk. Aynı şekilde yine bağışıklık sisteminin hastalığa karşı gösterdiği yanlış alarmı engellemeye yönelik monoklonal antikor tedavilerini de ilk uygulayan ve ciddi anlamda tecrübe etmiş merkezlerden biriyiz. Bu tecrübemizi diğer meslektaşlarımıza aktarmak istedik. Yıllar sonra, Allah göstermesin yine bir pandemi ile karşılaşacak olursak, en azından bir rehber kitap olarak masalarda durmasını amaçladık” diye konuştu.

Tıp fakültesi dahil yaklaşık 20 yıllık hekimlik hayatında bu pandemi döneminin kendisine öğrettiği en önemli şeyin “soğukkanlı olmak” olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Demir, şu cümlelerle sözlerini noktaladı:

“Bunun dışında o yoğunluğa olağanüstülüğe rağmen hasta yönetiminde her ayrıntıyı düşünmek, binlerce hastanın söz konusu olduğu bir durumda personelin, doktorun, hemşirenin, yorulmadan ama etkin bir şekilde nasıl çalıştırılabileceğinin organizasyonunu öğrendik. Bir nörolog olarak beni Covid sonrası en çok etkileyen şeylerin başında genç yaşta görülen inmeler geliyor açıkçası. Çok fazla inme vakası gördük hem kendi merkezimizde hem de Türkiye’de. Artık semptomlara bakışımız, enfeksiyona bakışımız, bu enfeksiyonların kendi branşımız açısından konuşacak olursam, nörolojik klinik yansımalarına bakışımız çok değişti. Bir anlamda bu pandemi hepimizi komplike birer hekim haline getirdi aslında.”

[right-side]

Marmara'da deprem! Birçok ilde hissedildi
Kandilli Rasathanesi ve AFAD verilerine göre merkez üssü Silivri açıkları olan 4,2 şiddetinde bir deprem meydana geldi. Deprem, İstanbul ve yakın illerde hissedildi.

Kandilli Rasathanesi'nin internet sitesinde yer alan bilgiye göre, saat 16.38'de Marmara Denizi'nde 4,2 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Silivri açıklarında gerçekleşen sarsıntının, deniz yüzeyinin yaklaşık 12,9 kilometre derinliğinde oluştuğu belirtildi.

Marmara Denizi'nde saat 16.38'de meydana gelen deprem nedeniyle İstanbul'da ev ve işyerlerinde bulunan bazı vatandaşlar, cadde ve sokaklara indi.

[ads-post]
İstanbul Valiliğinden Açıklama

İstanbul Valiliği, kentte hissedilen deprem kaynaklı herhangi bir olumsuzluğun şu ana kadar bildirilmediğini açıkladı.

Valilik'ten yapılan açıklamada, AFAD Başkanlığı'ndan alınan bilgiye göre saat 16.38'de Marmara Denizi'nde Tekirdağ'ın Marmaraereğlisi ilçesi açıklarında 4,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiği belirtilerek, şöyle denildi:

"Deprem İstanbul'da da hissedilmiştir. Deprem kaynaklı herhangi bir olumsuzluk şu ana kadar bildirilmemiştir. İstanbul, Tekirdağ/ Marmaraereğlisi ve hissedilen tüm il ve ilçelerimize geçmiş olsun."

[right-side]

Minikler için yüz tüze eğitim yarın başlıyor.
Okul öncesi eğitim ve ilkokul birinci sınıf öğrencileri için yüz yüze eğitim yarın başlıyor.

Okulların açıldığı ilk hafta olan 21-25 Eylül'de gerçekleştirilecek uyum programı, okul öncesi eğitim kurumlarında ve ilkokul 1'inci sınıflarda "1 gün yüz yüze eğitim" şeklinde olacak.

İhtiyaç duyulması halinde okulun fiziki şartları da dikkate alınarak, sosyal mesafe kuralına uygun bir şekilde şubedeki öğrenciler gruplara bölünerek yüz yüze eğitim yapılacak. Sınıf mevcudunun bölünmesiyle ortaya çıkan grupların okula gelecekleri günler birbirinden farklı olacak.

Öğrencinin yüz yüze eğitime katılımı zorunlu tutulmayacak, veli yazılı bir başvuruda bulunmaksızın kendi isteğiyle öğrencisinin uzaktan eğitime devamını sağlayabilecek.

[ads-post]
30'ar dakikalık 5 etkinlik saati

Okul öncesi eğitimde ilk hafta 1 gün 30'ar dakikalık 5 etkinlik saati uyum eğitimi verilecek.

Uyum haftasından sonraki 28 Eylül-2 Ekim tarihlerini kapsayan hafta ve devamında okul öncesi eğitim kurumlarında haftada 2 gün olmak üzere günde 30'ar dakikalık 5 etkinlik saati eğitim yapılacak.

İlkokul 1'inci sınıf öğrencileri ise yüz yüze eğitimin ilk haftasında her biri 30'ar dakikalık 5 ders saati uyum eğitimi alacak.

Uyum haftasından sonraki 28 Eylül-2 Ekim tarihlerini kapsayan hafta ve devamında da haftada 2 gün her biri 30'ar dakikalık 5 ders saati yüz yüze eğitim yapılacak. Ders saatleri arasında 10'ar dakikalık dinlenme süresi verilecek.

Öğrencilerin yüz yüze alacağı dersler

Milli Eğitim Bakanlığı yüz yüze eğitimin ilk haftasını henüz okul yaşamıyla yeni tanışacak okul öncesi ve ilkokul 1. sınıf öğrencilerin uyumuna ayırdı.

Uyum haftasından sonraki 28 Eylül-2 Ekim tarihlerini kapsayan hafta ve devamında ise Türkçe dersi haftada 2 gün 3'er ders saati olmak üzere 6 ders saati, matematik haftada 2 gün 1'er ders saati olmak üzere 2 ders saati, hayat bilgisi haftada 2 gün 1'er ders saati olmak üzere 2 ders saati yüz yüze eğitimle verilecek.

Söz konusu derslerin yüz yüze işlenemeyen ders saatleriyle ilkokul 1'inci sınıf programındaki diğer dersler ise EBA TV ve EBA portal canlı sınıf uygulamalarıyla uzaktan eğitim sistemleriyle uygulanacak.

[right-side]

Sancaktepe'deki izalasyon denetim ekiplerinin bir günü...
İçişleri Bakanlığı'nın yayınladığı yeni “İzolasyon Tedbirleri” konulu genelge kapsamında oluşturulan mahalle denetim ekipleri, maske, mesafe ve hijyen tedbirlerini de alarak, izolasyondaki vatandaşları evlerinde ziyaret ediyor.

Mahalle denetim ekipleri arasında okul müdürü, muhtar, imam ve öğretmenlerden oluşan dokuz kişi yer alıyor. Evleri ziyaret eden ekipler önce zile basıyor, ardından telefonla iletişime geçtikleri hastayı ya balkon ya da pencereye çağırıyor. Herhangi bir ihtiyaçları olup olmadığını soran ekipler, ziyaretlerde evlerinde bulunamayan vatandaşlar hakkında ise Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’na muhalefet suçundan 3 bin 150 lira ceza ve adli işlem uyguluyor.

Sancaktepe Samandıra'da denetime çıkan mahalle izolasyon denetim ekiplerinin bir günü böyle geçiyor...

Samandıra Eyüpsultan Mahallesi’ndeki denetim ekipleri ile izolasyondaki vatandaşların evde olup olmadıklarına dair denetimlere yapıyor. Bu kapsamda mahalledeki ilk durak Covid-19 testi pozitif olan H.E. ve temasta bulunduğu annesi. Mahalle muhtarının telefonla aradığı H.E. cama çıkarak iyi olduğunu söyledi. Kapısının önünde temizlik ve hijyen kiti bırakılan genç H.E., evin altında olan arabasının üzerindeki lekeyi görünce muhtara “Dışarıya çıkamıyorum, arabamın üzerindeki beyaz leke nedir bir bakar mısınız” diye sordu. Muhtar, arabanın üzerindeki lekenin kireç olduğunu söyledi ve temizledi. Herhangi bir ihtiyacı olmadığını belirten H.E. ve temaslısının izolasyon şartlarına uydukları gözlendi.

[ads-post]

Ekiplerin ikinci durağı ise bir pozitif ve üç temaslısı olan dört kişilik aile. Eşi ve çocuklarıyla yaşayan H.B. isimli kadın, Covid-19 testi pozitif çıkınca tedbir kapsamında iki çocuğu ve eşiyle karantinaya alındı. Apartmanın kapısına gelindiğinde H.B. balkona çıkarak iyi olduğunu söyledi.

Üçüncü adreste ise Covid-19 testi pozitif çıkan yaşlı H.İ. vardı. Telefonla aranan H.İ. cama çıkarak evde olduğunu ancak ilaçlarının bittiğini belirterek, “14 gün geçti ama dikkat etmeye devam ediyorum. Kalp ilacım bitti. Evden çıkamıyorum” dedi. Bunun üzerine muhtar, Vefa Destek Grubu’ndan yetkililere ulaştı. H.İ.’nin adresini atarak, hangi ilacın alınması gerektiğini bildirdi. Hijyen setini camdan sarkıttığı sepetle alan H.İ. denetim ekiplerine teşekkür etti.

Dördüncü adreste bir pozitif ve beş temaslı vardı. Muhtarın tek tek arayarak görmek istediği beş kişinin de evde olduğu görüldü. Evin altıncı katta olması üzerine muhtar, balkona seslenmeyip, telefonla konuşmaya devam ederek diğer temaslıların da evde olduğundan emin olmak istedi. Sebebini sorduğumuzda ise vatandaşların ifşa ve mağdur olmaması için bu yöntemi kullandıklarını söyledi. Evdekilere izolasyona devam etmelerini ve ihtiyaç halinde kendilerini aramalarını söyleyen muhtara, hasta vatandaşlar teşekkür etti.

Gidilen son adreste ise tüm apartman karantinaya alınmıştı. Dört katlı apartmanda bulunan dört dairede de en az bir pozitif hasta var. Muhtarın telefonla kapı önünden aradığı pozitif vakalar ve temaslı vatandaşlar sırayla balkona çıktı. Herkesin evde olduğundan emin olan muhtar, bir ihtiyaçları olup olmadığını sordu.

Bu sırada denetim ekibinin içinde yer alan öğretmen Zafer Kızılkaya, birinci katta oturan dördüncü sınıf kız öğrencisi M.Y.’yi gördü. Öğrencisi M.Y.’nin anne ve babasının testlerinin pozitif olduğunu ve küçük kızın da temaslı olduğunu öğrenen öğretmen Kızılkaya duygulandı. Öğretmen Kızılkaya öğrencisine, “Canlı dersler devam ediyor. Derslerini takip edersin. Kendine de çok dikkat et” dedi. Denetimde altı adresteki 10 pozitif ve 12 temaslı hastanın evlerinden çıkmadıklarını ve izolasyon şartlarına uyduklarını gözlemledik.

Denetim ekibinin başındaki Sancaktepe Şakir Demir İlköğretim Okulu Müdürü Ertuğ Kıyasoğlu, “Her gün dokuz kişilik ekiplerimizle Sağlık Bakanlığı’ndan gelen pozitif ya da temaslı listelerinin evlerine gidip evde olup olmadığını kontrol ediyoruz. Karantina sürecinde bir kişiye bir kere gitmiyoruz. Listeler iki ya da üç günde bir yenileniyor.

Yeni pozitif vakalar eklendiği gibi, üç ya da dört gün sonra karantina kurallarına uyuyor mu, bir ihtiyacı var mı diyerek vatandaşlarımızı farklı saatlerde tekrar ziyaret ediyoruz. Vatandaşlarımızdan gelen talepleri Vefa Sosyal Grubu’na yönlendiriyoruz” dedi. Eyüpsultan Mahalle Muhtarı Mustafa Babacan da, “Şu ana kadar evde durmayan hastamız olmadı. Vatandaşlarımızın ayni, nakdi ve zaruri ihtiyaçlarını da kaymakamlığımız vasıtasıyla gideriyoruz. Tüm vatandaşların bilgileri mevcut olup sürekli iletişim halindeyiz” dedi.

[right-side]

Tüm toplu taşıma otobüsleri İETT'ye bağlanıyor
İBB Meclisi’nde alınan karar ile İstanbul’daki tüm toplu taşıma otobüsleri İETT çatısı altında birleşti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi'nin eylül ayı oturumunda oy birliği ile alınan karar doğrultusunda özel halk otobüsleri tarih oldu. Artık İstanbul’da tüm otobüsler tek renk olacak. İBB’nin sübvansiyon ödemeleri kalkacak, otobüslerin gelir garantisi olacak. İETT’nin düzenlediği sefer sayıları da artmış olacak.

İstanbul’da toplu ulaşımda büyük yükü taşıyan otobüslere yeni düzenleme geldi. İBB, IETT koordinasyonunda esnaf temsilcileri, meclis üyeleri, hukukçularla birlikte 30’a yakın toplantı ve çalıstay sonucunda, toplu ulaşımdaki devrim niteliğindeki dönüşüm sistemini tamamladı.

[ads-post]

İBB Meclisi’nin dünkü oturumunda oy birliği ile aldığı kararla, İstanbul’da özel halk otobüsü sistemi kaldırıldı. İstanbul’daki toplu taşıma sistemini kökünden değiştiren sistemle, özel halk otobüsleri ve İstanbul ve Ulaşım A.Ş, İstanbul Otobüs A.Ş, İETT çatısı altında birleşti. Toplu ulaşım otobüslerin mevcut kapasitesinin en verimli şekilde kullanılması amacıyla işletme modelinin yeniden yapılandırılmasını içeren kararla, 3 bin 41 özel halk otobüsü ve 930 İstanbul Ulaşım AŞ otobüsü, hizmet alımı ve araç kiralama sistemiyle İETT tarafından işletilmeye başlanacak. Karar, otobüslerde yapılan toplu taşıma hizmetinde elde edilen yolculuk gelirlerinin, işletme giderlerini karşılamaması ve bazı hatlarda yoğun yolcu taşınması sebebiyle alındı.

Yeni sistemle, bütün otobüsler tek renge boyanacak. Seferler, metro güzergahlarına uygun olacak şekilde tekrar şekillendirilecek. Böylece İETT ilave mali yükten kurtulmuş olacak. Bütün otobüslerde tek tip kıyafet olacak. Mesai saatleri ve sosyal haklara iyileştirme gelecek. Bütün bu çalışmalarla, İstanbul halkının toplu taşımadaki şikayetleri azalacak.

[right-side]

Karantina ihlali yapan vatandaş yurda yerleştirilecek
Evde izolasyon kuralına uymayan coronavirüs hastaları polis ekipleri tarafından yakalanarak Sancaktepe'deki KYK yurduna yerleştiriliyor.

İstanbul’un çeşitli ilçelerinde karantina ihlali yapan hastalar ambulansla Sancaktepe Samandıra'daki 650 yatak kapasiteli KYK İyimaya Öğrenci Yurdu'na getirildi. Kimi hastaların ise kendi istekleriyle yurda yerleştiği öğrenildi.

Polis ekipleri yurdun çevresinde ve içinde yoğun güvenlik önlemleri aldı. Hastaların ve hastalık şüphesi bulunanların yurda yerleştirilmesi tüm gün devam etti. Sancaktepe’de bulunan karantina yurdu havadan da fotoğraflandı.

[right-side][ads-post]

Bölge İstihdam Ofisi Sancaktepe şubesi açıldı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Sancaktepe'de Bölgesel İstihdam Ofisi açtı.

Sancaktepe Taha Akgül Spor Kompleksi içerisinde yer alan ofisin açılışında konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, "insanlar, evlerine ekmek parasını götürdüğü derecede mutlu olabilirler" dedi. Başkan İmamoğlu; istihdam ofisleri aracılığıyla bugüne kadar 5 bin 524 kişiyi istihdama kazandırdıklarını söyledi.

Türkiye'nin en önemli gündeminin işsizlik olduğunu belirten İmamoğlu, amaçlarının bilinçli bir şekilde istihdam alanlarına iş gücünü hazırlamak ve işgücüyle, işvereni buluşturmak olduğunu kaydetti.

Açılışta konuşan İSPER Genel Müdür Ayşe Banu Saraçlar da çalışmalarını İSMEK'lerle koordineli bir şekilde yürüttüklerini ve hedeflerinin 5 yılda 200 bin kişiye istihdam sağlamak olduğunu aktardı.

[right-side]
Blogger tarafından desteklenmektedir.